tesettür elbise ve balkan bilgi selimiz

tesettür elbise ve balkan bilgi selimiz

Hun İmparatorluğu’nun dağılmasından sonra kendisine bağlı kitlelerle do-ğu'ya çekilen ve Dengizik’in ölümünden sonra da Hunların liderliğini yapan İrnek, Jordanes’in belittiğine göre halkıyla birlikte Küçük İskitya'nm sınır bölgesine çekilmiştir. Bu durum şöyle izah edilmiştir. İrnek, Tuna ağzı ve Dinyester arasındaki bölgeye hakim olmuştur. Burası Doğu Roma İmparatorluğu’nun sınırları içinde değildir. Jordanes'in Küçük İskitya olarak söylediği yer ise bugünkü Dobruca'dır.
Jordanes, Aşağı Moesia haricinde Küçük İskitya'da başka kavim-lerin de yerleşmiş olduğunu belirtmiştir. Bu sebeple Attila’nın küçük oğlunun Küçük İskitya'da değil de, bu eyalet sınırında yerleşmiş olduğunu tesbit edilmiştir. Kısaca; Skirler, Sadagarlar ve bazı Alan grupları Aşağı Moesia ve onunla aynı hat üzerinde olan Küçük İskitya'nm güney cephesine yerleşmişlerdir (kesin ola-.rakÇerna Voda-Köstence hattına kadar). İrnek ise halkıyla birlikte, iç tarafı Tuna ^iie çevrili ve güneyi güçlü bir şekilde tahkim edilmiş olan kuzeye doğru uzanan plgeye yerleşmiştir. Yani Kuzey Dobruca’ya gelmişlerdir. İrnek’in akrabası olan
Emençur ve Ulkindurlar (Vitzundur) da Tuna kıyısına yerleşmişlerdir. da Jordanes şu biJgiIeri vermiştir. "SarmatJar, Cemandier ve bazı Hun İlJyria’ya; Skirler, Sadagarlar ve Alanlar Moesia ve Küçük îskitya’ya;
Biza ile Arcadiopolis'e; Ulçindur ve Emençurlar ise Vit, Lom ve İsker kıyı^*' yerleştirildiler".
Bu arada Hun Devleti'nin dağılma ve yıkılma sürecinde Hunlar 460'lıyıi^ birbiri ardınca doğudan gelen çeşitli Türk topluluklarının devamlı baskısı kalmışlardır. Nitekim bu konu hakkınnda PriskosCV. Asır] şu malumat kayıt^ "Aşağı yukarı bu sıralarda Saragur fSarı Ogur}, Urog (OgurJ ve OnogurlarOo^ Romalılara elçiler gönderdiler. Bu kavimler Sabirler’le yapılan harp netices^ meskûn oldukları yerlerden çıkartılmışlardı ve komşu ülkelerin topraklanınjj tilâ etmişlerdi. Sabirleri Aharlar (Avar) püskürtülmüşlerdi. Abatları iseOkyaıHj kıyısında oturan ve bir yerden denizden yükselen büyük buharlarla sislenj diğer taraftan şimdiye kadar duyulmamış pek çok yırtıcı kuş (grifonj'un yjj taşmasından kaçan kavimler vatanlarından çıkartmışlardı ki, bu yırtıcı kuşlaş, insan soyunu yiyip bitirmeden yok olmayacakları söylentisi vardı ve insani^ paralıyorlardı. Bu felâketler neticesi hareketlenerek komşu ülkelere hücumeıt ler. Bütün bu kavimler, hücumun şiddetinden dolayı mukavemet edemedenkt lundukları yerleri terkedip kaçıyorlardı. Öyleki yeni bir yurt arayan Saraguı^ ilerlediler ve Akatir Hunları’na rastladılar. Onları harple yenerek tâbi loldJ ve özellikle Romalıların dostluğunu kazanmak maksadıyla elçiler yolladJ İmparator elçileri iyi kabul etti ve hediyelerle memnun ederek geri gönderi Nitekim İrnek'e tâbi olarak doğuya çekilen Hun kitleleri kuzey-batı Karadeıa^ kıyılarında daha önce doğu Avrupa’ya göç etmiş olan Ogur Türkleri’yle kanşaıi tarihte Bulgar diye bilinen Türk Devletinin kökenini oluşturmuşlardır.
Nitekim Bulgar Türklerine ait olan "Hakanlar Listesi"nde de Irnek, I atası olarak gösterilmiştir. Bulgarlar'ın teşekkülü ise yukarıda Priskos’un anlattı ğı OgurTürkleri'nin Doğu Avrupa’ya ilerlemeleri hadiseleriyle alâkalıdır. Ogurk Don-Vukarı Dinyeper arasında yaşayan Akatir Hunlan’na saldırdıktan sonu Bizansın müttefiki sıfatıyla İranlIlara karşı savaştılar ve bugünkü Gürcistanile Ermeni topraklarını tahrip ettiler. Bu arada Ogur birliğinin zayıflaması neti cesinde yeni teşkilâtlanmalara gittiler. Volga'dan Tuna ağzına kadar büyük bir sahada federasyonlar teşkil ettiler. Bunlardan Oturgur (Utigur ~ Utrirgur=3(! Ogur) adıyla bir Ogur grubu Kafkasya'da kaldı. Don ile Kuban nehirleri arasında Onogur, Don ve Dinyeper arasına Kutrigurlar (9 Ogur) yerleşti. Ayrıca Bitniğin (5 Ogur), Ultingur (6 Ogur)'lar, Saragurlar (Sarı-ak Ogur) da mevcuttu. Ogı» Türkleri milâdın ilk yıllarında Orta Volga ve Kama çevresinde oturmakta idite Sabirler ise İrtiş nehri civarında bulunmaktaydılar. M.S. II. yüzyılda İtil ve ÜB' nehirleri çevresinde görünmektedirler. Bu esnada Sabirler İtil ve Kama dadırb' M.S. llI-lV.yüzyıldan itibaren Ogurlar artık Kafkasya’da görünmektedirler
Priskos'un anlattığı 463 yılındaki Avar hücumu ortaya yeni bir durum çıkarmıştır. Avarlar, İtil-Ural nehirieri arasında yaşayan Sabir ülkesini ele geçirince, Sabirler Ogurlar üzerine hücum ettiler. Don-İtil ağzı ile Kafkasya arasındaki bölgede bulunan Ogurlar, Sabirler’in hücumu neticesi batıya doğru göç ettiler.
KAYNAKÇA
Ahmetbeyoğlu, A., Grek Seyyahı PriskosÇV. asırj’a Göre Avrupa Hunlan, İstanbul, 1995.
..., Avrupa Hun İmparatorluğu, Ankara, 2001.
Altheim, K, Attüa Et Les Huns, Paris, 1952.
---, Geschichte Der Hunnen, /, Berlin 1959; II, 1960; III, 1961; IV-V, 1962.
Altheim, F. -H. V.Haussig, Die Hunnen in Osteuropa, Baden-Baden, 1958.
Ammianus MarceUinus, III, Books XXVII-XXXI, Excerpta Valescona, J.C. Rolfe, Londra, 1939.
Bachrach, B.S.,i4 History of the Alans in the West, Minneapolis, 1973.
Benzing, J„ Das Hunnische Donaubolgansche und Wolgabolgarische, Philo-logiae Turcicae Fundamenta, I, 1959.
B6na, 1., Das Hunnenreich, Stuttgart, 1991.
—, De la Dacie Jusgu'a Erdöelve-L'epogue de la Migration des Peuples en Transyivania (271-895), bk. Histoire De La Transyivanie, ed. B. Köpeczi, Budapest, 1989.
Cassiodorus, Variae, bk. Monumenta Germaniae Historica, neşr. Th. Momm-sen, XII, Berlin, 1894.
Croke, B., Anatolius and Namus: Envoys to Attila, Byzantinoslavica, 42,1981.
—, Evidence far the Hun Invasion ofThrace in A.D. 422, G.R. Byzstudies, 18,1977.
Doerfer, G., Zur Sprache Der Hunnen, CAJ, 17,1973.
Eunapıus Sardianus, neşr. C. Mülier, Fragmenta Historicorum Graecorum, IV, Paris, 1851.
Excerpta De Lagationibus, ed. C. De Boor, s.121-155,575-590, Beroiini, 1903.
Feher, G.,Attila'sSohn: İmik, Ungarische Jahrbücher, XV, 1935.
Bulgar Türkleri Tarihî, Ankara, 1985.
fibbon. E., Roma Imparatorluğu'nun Gerileyiş ve Çöküş Tarihi, 2-3, İstanbul, 1987-1988.
s, L, Attila Et Les Huns, Paris, 1971.
AVAR hakimiyeti VE BALKANLARIN SUVLAŞMASI
Doç. Dr. Osman Karatay Ege Üniversitesi
Avarların kökeni meselesi tarihçiliği çok uğraştırmıştır. Göktürklerin hemen öncesinde İç Asya'nın hakimi olan Apar/Juan-juan’lar, onlarla bağlantılı olarak aynı dönemde Orta Asya'da hakim bulunan Abdel/Eftalitler (Avar-Hunlar] ve bu ikisi çöktükten sonra Orta Avrupa'da 250 )nl boyunca hakim olan Avarlar arasındaki ilişkilerin tam olarak tanımlanmasında, kaynakların yetersizliği dolayısıyla büyük zorluklar yaşanmıştır. Buna ilaveten Theophilaktos Simokattes adlı Bizans tarihçisinin ortaya attığı, Avrupa'ya gelenlerin aslında Sahte Avarlar olduğu iddiası işi büsbütün karıştırmıştır. Buna göre, Göktürklerin ezdiği esas Avarlar Çin ve Kore taraflarına kaçmış olup, Avrupa'ya gelen Avarların bunlarla ilgileri yoktur Bunlar sadece Avar isminin bozkırda saldığı korkuyu kullanmakta, böylece tüm batı memleketlerini kandırarak siyasi üstünlük elde etmekteydiler. Bu haberin BizanslIları uyarmaya faydası olmamıştır, zira BizanslIlar Göktürk kağanı tarafından, Avarların gelişinden tam 40 yıl sonra, 598'de bu durumdan haberdar edilmişlerdir. Olsaydı bile neyin değişeceği şüpheliydi. Çünkü Avarlar batıya keskin kılıçlarla gelmişlerdi.tesettür elbise

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder