tesettür elbise ve balkan bilgileri

tesettür elbise ve balkan bilgileri 

Doğu Roma'nın siyasî, İktisadî olarak içinde bulunduğu güç durumdan, Vandal kralı Geiserik’in Romalılara karşı kendisinden yardım istemesinden ve Hunlar karşısındaki aczinden yararlanan Attila, Margus’un ele geçirilmesiyle ^ başlayan hareketine devam ederek Balkanlara doğru ilerlemeye başladı (441). funa nehrinin güney tarafında, batı istikametine doğru saldırılarına devam etti. I hareketini îlIyria bölgesine kadar genişletti. Singidunum (Belgrad)’u kuşata-1 ele geçirdi ve bütün ahalisini esir aldı (441). Daha
447 yıllarına yaklaşıldığında, Attila'nm Doğu Roma politikasının daha sert, leştiği görülmekteydi. Çünkü I. Balkan seferinden beri İmparator 11. Theodosios, Balkanlarda Hunlara karşı bir müdafaa hattı teşkil etme teşebbüsünde bulun, muş ve Magister Officorum olan Nomus’u görevlendirerek yeni bir limestan-zimine girişmişti. Ayrıca Doğu Roma'nın ağır malî kriz içerisinde bulunması, 446’da ortaya çıkan salgın hastalık ve 447’deki büyük deprem İstanbul başta olmak üzere imparatorluğun birçok şehrinde hasarlar meydana getirmiştir. Öyleki depremin tesiriyle İstanbul surlarında çok sayıda burç da yıkılmıştı, ' Doğu Roma'nın askerî ve malî bakımdan içine düştüğü çok zor şartların yanın da, Attila'nın hareketinin altında yatan esas sebep ise. Doğu Roma’yı kart sureti te hâkimiyet altına alıp Batı Roma'ya yönelmekti. Yani alt yapısı oluşturulan han hâkimiyeti ülküsünü gerçekleştirmekti. Bu arada II. Theodosios zamanında ^ Attila, Romalılardan, daha önce ödenmeyen borçların karşılığı olarak zorla vergi ı topladı. Kendisine elçilerin gelmesi, kaçakların iade edilmesi ve vergiler hususunda mektup yazdı. Bu mektubu, isteklerini bildirmek üzere Doğu Roma’ya gönderdiği elçiler ile yolladı. Kendi elçileri geri dönerken de, Romalı elçilerin onlarla birlikte gelmesini istedi. Eğer bunlar yerine getirilmez ise. Doğu Roma'ya savaş açacağını belirtti. İmparator, Attila’nın mektubunu okuyunca, kendilerinde bulunan kaçakları iade etmeyeceğini, fakat derhal bir elçilik heyeti göndereceğini söyledi. II. Theodosios, Attila’nın asıl isteklerini geri çevirince Attila ordusuyla Tuna’yı geçti ve birkaç küçük kalenin alınmasından sonra çok kalabalık bir şehir olan Ratiaria’ya başarılı bir saldırı yaptı. Burası Tuna Bölgesi’nin anahtar yeri idi. Ostrogot Kralı Valamir ile Gepidlerin Kralı Ardarik’in kuvvetlerinin de katıldığı Hun ordusu, bu günkü Bulgaristan’a girerek Oescus (Gigen) kasabası yakınında Utus İrmağını (Vidin Çayı] geçti. Burada, Moesia bölgesi Magister Militium'u olan ve Hunlardan BizanslIlara firar eden Got asıllı Arnegisdus ko mutasındaki Doğu Roma ordusunu ağır bir hezimete uğrattı. Arnegisdus da savaş meydanında hayatını kaybetti. Bu başarıdan sonra Attila Hun ordusunun bir ko|ıjnu Ntkopolis (Niğbolu) civarındaki Asemus (Osem) kalesinin muhasa
BALKANLAR EL KİTABI 83
rasına memur etti. Tuna boyundaki yerleri almak üzere de doğu istikametine başka kuvvetler sevk etti. Kendisi ise esas Hun ordusu ile güneye doğru ilerliye-rek, Serdica (Sofya), Philippopolis (Filibe)'i zaptederek Adrianopolis (Edirne)'i kuşattı. Kuvvetlerinin bir kısmını Edirne muhasarasına bırakarak, Durostorum (Silistre), Marcianopolis'i (Preslav) ele geçirdikten sonra, İstanbul istikametine yöneldi. Arcadiopolis (Lüleburgaz), Kallipolis (Gelibolu) ve Sestos (Akbaş Limanı) şehirlerini de fethetti. Bu sırada Attila, geride mukavemet edebilecek yerleri yok etmek gayesiyle ansızın geri döndü. Trakya'dan geçerek Teselya’ya girdi ve ThermopyIae (Termopil Geçidi) civarına geldi. Artık Hun tehlikesi başkent İstanbul’u tehdit ediyordu. Doğu Roma, Hunların başarılan karşısında tamamen ümitsizliğe düştü. Bu arada Vandallara karşı Sicilya’da bulunan Doğu Roma birlikleri ile İran sınırındaki garnizonların geri dönmesi ve Prens Aspar komutasındaki bu kuvvetlerin 447 yılında Chersones’de Hunlara mağlûp olması Roma için herşeyin sonu oldu. İmparator II. Theodosios, Attila’dan barışı adeta dilenmek mecburiyetinde kaldı
İmparatorluğun Doğu Ordusu komutanı Senatör Anatolius vasıtasıyla, Athyra (Büyükçekmece)’da ordugâh kuran Hunlar ve Doğu Romalılar arasında barış görüşmeleri yapıldı. 447’de imzalanan ve tarihte Anoto/ıus Barışı diye bilinen antlaşmanın maddeleri şöyle idi:
Kaçaklar derhal Hunlara iade edilecek.
Geçmiş vergiler karşılığında 6000 libre altın Hunlara ödenecek. Hunlara ödenen senelik vergi 2100 altına çıkarılacak.
Parasını ödemeden Romalıların ülkesine kaçmış olan her Romalı esir başına 12 altın ceza ödenecek ve bu ödenmediği takdirde esir sahibine iade edilecek.
Romalılar, Hun ülkesinden kendi tarafına kaçanları bir daha kabul etmeyecek.
Doğu Romalılar, kendilerine kabul ettirilen bu ağır şartları zihinlerini sarmış bulunan Hun korkusundan dolayı kabul etmek zorunda kalmışlardı. Çünkü imparatorluğun hâzineleri saçma gösterilere, boş, faydasız şan şöhret sefalarına ve ölçüsüz zevklere hasredilmişti. Bu sebeple İktisadî olarak büyük bir felaketin içerisinde bulunuyorlar ve Hunlara ödenmesi gereken paralan temin için tedbirler düşünüyorlardı. Bu sebeple halktan haksız yere zorla vergi toplandı. Toprak vergisinden muaf tutulanlardan bile hakimlerin kararı ile toprak vergisi alındı. Herkes üzerine düşen altını getiriyor ve vergiler imparator tarafından vazifelendirilenlerce zorla toplanıyordu. Öyle ki, atadan kalma zenginliklerin ^sahibi olanlar, eşlerinin süs eşyalarını ve kendi değerli şeylerini satıp ödenmesi aecburî paraları temine çalışıyorlardı. Bu savaş, Romalıların o derece büyük fe
laketlere düşmesine sebep oldu ki, açlıktan ve intiVıar ederek birçok \rv
dan oldu. Hazine tamamen boşaltılarak Hunlara ödenecek para temin sırada İstanbul’a bu iş için gelmiş olan Hun elçisi Scotta vasıtasıyu'^^'^^''^^ \ gönderildi. Aynı zamanda para ile
ülkesinden kaçan ve Bizansa teslim edilen Romalılar için fidye ödemnesVıvi tedi. Yoksa barış antlaşmasını onaylamayacağını belirtti. Asemus. beteVe^Y İlIyria'dan çok uzakta olmayan, Trakya’nın bir bölümüne komşu bir kasaba Bu bölgenin ahalisi Hunlar tarafından kuşatıldı. Bunun sebebi ise, Asemusba\b nın İstanbul’dan Hunlara gönderilen vergiyi ve kaçakları Hun ülkesine heyete saldırmaları idi. Bu saldırı esnasında birkaç Hun öldüğü gibi, gerekb\m gerekse Romalı firariler de serbest bırakıldı. Ayrıca heyette yer alan bazı 1er de esir alındı. Bu sebepten dolayı Attiia, Asemuslara varmış olan RomaViı, geri verilmez veya onlar için ceza olarak kararlaştırılan para ödenmez ve edilen Hunlar serbest bırakılmazsa kendisinin esas ordusuyla hareket edeceğe söyledi. Attila'mn bu isteklerine elçi Anatolius ve Trakya Garnizonu KomviUn Theodulus, Asemuslara mektup yazarak kendi yanlarına kaçmış olan Roıısi^ esirleri geri vermelerini, yoksa herbir esir için 12 altın ödemelerini ve HunV çakları serbest bırakmalarını taleb etti.
Attiia devrinde Doğu Roma’ya karşı gerçekleştirilen iki Balkan seferi tıeb sinde, Tuna boyundaki Doğu Roma savunma mekanizması çöktü. Artık, Hurijsı> mani olacak hiçbir engel kalmamış oldu. Zaten Doğu Roma İmparatoru, Attiia® isteklerini bir efendinin emirleri olarak görüyor ve yerine getiriyordu. Doğu Roma ağır bir vergiye bağlanmış ve Hunlann istekleri doğrultusuudal reket etmeye zorlanmıştı. Bu da Türk devlet geleneğine göre bir devietitıb olarak hâkimiyet altına alınması için yeterli idi. Yine bunun sonucunda! Roma’dan alınan altınlarla Hun hâzinesi dolmuş ve Balkanlar’daki sınırlı oldukça genişlemişti.
452 Yılından Sonra Hunlar ve Balkanlar
Attila'mn 452 yılında ölümünden sonra Hun tahtına büyük oğlu İle de hâkimiyeti çok kısa sürdü. İktidarı sırasında zayıflamaya haşlays gücü ayakta tutmaya ve imparatorluktan ayrılmaya çalışan kavimle tini durdurmaya çalıştı. Hun Devleti’ne isyan eden Gepid Krah kx( mücadele etti. 454 yılında Tuna bölgesinden Güney Pannonia'ya t rada Ardarik'in komutasındaki, Germen ve Sarmaüar’ın da yardır ile Kar^t havzasında karşı karşıya geldi. Hun İmparator
çalanma aşamasında hayatî önemi bulunan ve bugünkü Macaristan'da olduğu tahmin edilen Nedao (Neato] Nehri civarındaki savaşta ordusu mağlûp oldu (454). Ordusunun başında kahramanca dövüşen kendisi de savaş meydanında aldığı yaralar neticesinde öldü. Bu mağlûbiyetten sonra çok sayıda zayiat veren Bunlar geri çekildi. Boşalan merkezi ise Gepidler tarafından istilâ edildi. Gepidlerin müttefiki olan Germen ve Sarmatlar ise, ele geçirdikleri topraklara yerleşerek hâkimiyet tesis etmeye çalıştı. Olt suyunun mültekasından, Tuna ile Sava nehri boyunca kudretli, saldırgan Doğu Germen Krallığı oluşmaya başladı. Sirmium’dan bugünkü Viyana’ya kadar olan araziyi ise Sarmat grupları ele geçirdi. Germenler, Hunlar ile akrabalığı olan Emençur ve Ulkindurları hâkimiyeti altına aldı. Bu kavimler, Dacya kıyılarında, Utus suyunun ovalarında, Almus ve Öskus’da iskân edildi. Bazı Hun grupları ise Kelkal adında birinin kumandasında, Doğu Roma komutanı Aspar’m ordusuna dahil olarak ordunun süvari kısmını teşkil etti. Bu arada Attila’nm kendisine çok benzeyen ortanca oğlu Dengizik ile, Attila'nın en sevdiği küçük oğlu İrnek kendilerine sadık kalan ve topraklarını kaybeden Bunlarla birlikte Karadeniz’in kuzey bölgelerine çekildi.
Karadeniz'in kuzeyine doğru geri çekilen Dengizik ve İrnek idaresindeki Hunlar, Doğu Gotları’nm topraklarına girerek işgal ettiler. Valamer idaresindeki Doğu Gotları rahatsızlık veren bu durumu Doğu Roma imparatoru Marcianus’a şikâyet ederek bildirdiler. Ayrıca kendileri için de yeni bir vatan talebinde bulundular. Gotların bu isteği imparatorun planlarına uymaktaydı. Zira imparator, Galya’da Vizigotlar tarafından imparatorluğa yükseltilmiş bulunan Avitus'u tanımamaktaydı. Marcianus, şimdi bu fırsatı değerlendirerek, Pannonia’yı terk eden Bunların boşalttığı bu bölgede Roma idaresini tekrar tesis etmek istemekteydi (sonbahar 455). Marcianus, Sava suyu boyunca uzanan ve Doğu Roma İmparatorluğu’nun en zayıf bölgesini oluşturan Pannonia'yı güvenilir addettiği müttefiklerine bırakmayı düşünmekteydi. Zira, Ardarik idaresinde kuvvetlenen Gepidler, Edika ve Skirler, güneyde Tuna ile Tisa nehirleri arasındaki bölgeyi ele geçirmiş bulunuyorlar ve Doğu Germenlere düşmanca karşı çıkmaktaydılar. Böylece 456 senesi yaz-sonbaharı arasında Pannonia’nn Ostrogotlar tarafından istilâ edilişi meydana geldi. Bunlar, Lâtince Aqua Nigra diye adlandırılan küçük nehircik ile, Gotca Scarniunga arasındaki bölgeye yerleştiler.
Dengizik ve İrnek, kaçkınların geri çekilmelerini o kadar kolay sağlayamadılar. 456/457 kışında bunlar Gotların izini takip ettiler. Valamer'in Attila'nın gocuklarına saldırısı, şüphesiz değişen şartların açığa çıkarttığı bir durumu settirmekteydi. Attila'nın çocukları Kral Valamer’in saldırısına karşı koyuya çalıştı. Neticede bunlar kendi dillerinde Hunnivar diye isimlendirdikleri ^eper'e veya Tuna havzasındaki bölgeye kadar çekildiler. İkinci Hun sal-^Ostrogotlar yol açtı. Ostrogot kralı. Bunlarla akrabalığı olan fakat kü-|yim olan Sadagarilere bir hücum planladı. Bunlar nasıl olduysa hâlâ
Pannonia’da oturmaktaydılar. Ancak tam olarak nerede oturmakta old,,. maalesef bilememekteyiz. Bu haber üzerine Dengizik kuvvetlerini harei<^\ çirerek kendisine sadık kalmış olan beyleri topladı fUlzindur, Burtugur, Angiskir, Bardor veya Bardar). Ve Sadagariler’in yardımına koştu. Hare^ çen Gotların Sadagarilere hücum etmelerine engel olabilmek için Dengizjj^^^^ Valamer’in bulunduğu yere saldırdı. Burası hâlâ ayakta duran, surlarla ta^S antik bir kent olan Bassiana idi. Got kuvvetleri bu seferde Hunları bozgu„3^'*‘
460 senesinin ilk yarısından itibaren Dengizik ve îrnek durumlarını meye gayret ettiler. Pontus steplerinde, Tuna'nın aşağısındaki kuzey bölge^ de tutunmaya çalıştılar. 466 senesinde İmparator I. Leo’ya bir de elçi yollat,|, Kendisi ile geçmişin hatalarını telafi edecek bir dostluk içinde olmayı aaulajıi larını ifade ettiler ve bir barış antlaşması yapılmasını arzuladılar. Tuna'nın be|j li bir yerinde Romalıların ve Hunların serbestçe ticaret yapabilecekleri bir hallin belirlenmesini rica ettiler. Ancak Hun sefareti başarılı olamadı. İmpaı^K, Leo, Romalılar ve Hunlar arasında gelişecek böyle bir ticarete izin vermedizı, bunlar vaktiyle devlete büyük zararlar vermiş bir kavim idi.
Bu cevap iki kardeşin de ayrılmasına sebep oldu. Dengizik bu hakaretan; muameleye savaş ile cevap vermek isterken, îrnek böyle bir plana karşı r maktaydı. Zaten kendisine ait olan memleketin doğu kısmında bir savaş t sürdürülmekteydi. Ancak dikkafalı Dengizik’i ikna etmek mümkün olmadı.| 466/467 kışında donmuş olan Tuna üzerinden geçerek askerleri ile birliktf Dacia Ripensis’e (Batı Transilvanya) girdi. Doğu Roma İmparatorluğu'nuns» had kumandanı olan General Anagastes'i (447’de Hunlardan kaçan veAttilal bu mıntıkada savaşan Got asıllı Arnegisclus’un oğludur) tamamen ihmal etli ve umursamadı. Bulunduğu yerden, başka bir elçilik heyetini tekrar İmparato Leo'ya gönderdi. Babasından mevrus, tepeden bakan edasıyla imparatordan kendisi, ordusu için toprak ayrıca da senelik vergi talep etti. Aksi takdirdesavaj kaçınılmazdı. Hunların cüretkâr tavırları imparatoru etkiledi ve neredeyse i* diklerini kabul edecekti. Verdiği cevapta, düşmanlarından dostlar oluşturnıajı sevdiğini belirten imparator, bununla beraber kendisine itaat edilmesini şaıt koşmaktaydı. Bundan sonra gerçekten olayın nasıl geliştiği bilinmiyor. Bunaraj men ortalığın biraz sakinleştiği, görüşmelere devam edildiği tahmin edilmekte din Ancak, girişimlerinin tamamen akim kalması üzerine Dengizik, hücumiçiı hazırlık yapmaya başladı. Nihayet General Anthemius'un (467’den itibarenDojı Roma İmparatoru) Serdica’ya duhul etmiş olan kuvvetlerini yendi. 469’daye® Trakya kumandanı Anagastes Dengizik ile hesaplaştı. Dengizik’in kesilen kafe İstanbul’da umumen teşhir edildi ve halk tarafından sevinç gösterilerine vesile oldu. Babasının zamanında çok çekmiş olan halk şimdi bayram etti. Bu mağl« biyetten sonra, Dengizik’e bağlı Hunların çoğu dağıldı ve Romalılara tâbi oldu.tesettür elbise

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder