tesettür elbise ve balkan bilgimiz

tesettür elbise ve balkan bilgimiz 

Yaklaşık 375-400 yılları arasında Hunlar, Doğu Roma İmparatorluğu'nun AvruB»’dnW trıjn^l 111 üzerinde direkt bir harekette bulunmadılar. Fakat bu arada ■ Imparatarinktaki olayları da yakından takip ettiler. Nitekim tarihçi os’un da dedigigibi ilk saldırıyı. Doğu ve Batı Roma İmparatorlukları nın
birbirleri ile savaşa tutuştuklarını haber aldıklarında gerçekleştirdiler. Doğu Roma İmparatoru 1. Theodosios birliklerini doğu bölgelerinden çekti. Hatta Tuna’nm güney kıyılarında oturan ve sınırlarını korumakla vazifeli Vizigotları da yanma aldı. Ordusuyla imparator karşıtı Eugenius’a karşı Alpler’e çekildi(394). Böylece, Doğu ve Tuna'da sınırlar korumasız kaldı. Hunlar, 395 yılında kendilerini Romalılara hatırlatmak için bu uygun fırsatı kullandılar.
Hunlar, meşhur stratejilerine uygun olarak imparatorluğa iki farklı yönden saldırdılar. Ağırlık merkezi Tuna olan Batı kanadı tarafından organize edilen bir kısım Hunlar, önce donmuş olan Tuna’dan geçerek Mösia düzlüklerini zapt ettiler. Buradan Alpler’e kadar akınlar yapmayı denediler. Balkanlar, îlIyria ve Trakya’ya kadar ilerleyerek tahrip ettiler. Hunlarm bu hareketi Romalılar’dan çok, 20 yıl önceki dehşeti içlerinde taşıyan Gotlar’da büyük bir korku uyandırdı. Merkezi, Don Nehri civarında bulunan doğu kanadı tarafından tertip edilen ve Basık ile Kursıkadlı iki bey tarafından idare edilen bir kısım Hunlar ise Kafkasya üzerinden Küçük Asya (Anadolu) ve Suriye’ye saldırdılar. Gerçekleştirilen bu akınlar planlı olmuş ve yerleşilerek vatan haline getirilecek en müsait toprakları bulma gayesi taşımıştır. Bu durum. Doğu Roma İmparatorluğu kadar Sasanileri de telaşlandırmış ve korkuya sevk etmiştir.
375-400 yılları arasında Avrupa’da faal bir harekette bulunmayan Hunlardan küçük bir grup, Tuna’nın güneyindeki toprakları ele geçirdiler ve Pannonia bölgesinde görüldüler. Bu zaman içerisinde Doğu Roma hudutlarındaki Hunlarm sayısı fazla değildi. Bunlar da Doğu Macaristan ve Transilvanya’da bulunmaktaydılar. Hunlarm esas kütlesi Güney Rusya’da Don nehri civarındaki merkezlerinde bulunuyordu.
25 3nllık bir sessizlikten sonra nüfuslarını, güçlerini artıran, birçok kavmi yerinden oynatarak Güney Rusya bozkırlarının tek sahibi olan Hunlar, Avrupa içlerinde yeniden harekete geçtiler. İmparator 1. Theodosios’a, İtalya seferinde refakat eden Batı Got Kıralı 1. Alarik ve birlikleri, Hunlarm saldırı haberi üzerine aceleyle Tuna’da Moesia’da bulunan yerlerine geri döndüler. Kış gelmeden bütün ailelerini oraya getirip. Balkanlara ve imparatorluk içlerine çekildiler. 399 yılından beri biraraya toplanan Got paralı askerlerinin komutanı Gainas’ın müfrezesi İstanbul’un çevresini yakıp yıkıyordu. Bunlar aynı zamanda kendini Ostrogotların kralı ilan eden Tribigild(us)’in müfrezesiyle Bosporos’un iki yakasında Romalılarla (fakat aynı zamanda birbirlerine karşı da) kanlı savaşlar yapıyorlardı.
Bu kuvvetli barbar akınlarına karşı Doğu Roma savunması hemen hemen çaresizdi. 400 yılının yaz aylarında Gainas, İstanbul’u fethetti ve gerçek bir terör estirdi. Bankaları yağma etti, imparator sarayını yaktı, tutkulu bir Arianî olarak kendi taraftarları için hıristiyan bir kiliseyi işgal etmeye çalıştı. Bu durum ona bir
Önünde at üzerinde olduğu halde isteklerini elçi Plinthas başkanlığındaki o Roma heyetine barış şartları olarak kabul ettirdi (4343- ^
Tarihte Margus barışı olarak bilinen antlaşmanın maddeleri şunlardır:
Esir edilmiş Romalılarla ve daha önce Roma’ya kaçmış olan birço^j ile birlikte, Hunlardan kaçacaklar Roma hududuna kabul edilmeyeceid^^^
Romalı mülteciler ve esir alınmış olanların her biri için 8 altın kurtafu^^ ücreti ödenecek. Ancak bu fidyeyi verdikden sonra esirler geri dönebjij^ çekler.
3.Romalılar Hunların hâkimiyeti altında olan kabilelerle ortaklık yap^^ yacaklar.
4.Ticare yapmak için eşit şartlar içinde biraraya gelinecek.
5.Yapılan antlaşma devamlı olacak ve bu antlaşmaya riayet edilecek.
Romalılar tarafından Hun kralına daha önce 300 altın libre ödenenvtti yerine 700 altın libre ödenecek.
Antlaşma atalardan kalma bir yemin ve dini merasim ile pekiştirildi. Bunıl üzerine Doğu Roma iktidarı kendilerine kaçan Hunları iade etti. Bunlar içerisinde bulunan Hun kral soyundan Mama ve Atakam’ı, Trakya’da bir kale olan Carsus (Bulgaristan'da HırsovaJ'da Attila halkın gözü önünde idam ettirdi.
Attila devrinde Hun başkentinde Doğu Roma politikasında bir değişiklikyok-tu. Temelleri Uldız zamanında atılan politikaya göre, her fırsattan yararlanılarak Doğu Roma baskı altında tutulacak ve nihayetinde kesin olarak Hun hâkimiyeti altına alınacaktı. Hldız'ın "güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar her tarajı fethederim" diye Doğu Roma elçilerini tehdit eden sözü, Hun politikasının temelini oluşturmakta idi. Esas hedefi dünya hâkimiyetini gerçekleştirmek olan Attila, buna giden yollardan birisinin Doğu Roma olduğunu biliyordu. Bu sebeple ilk önce büyük devletlerden birisi olarak Doğu Roma hezimete uğratılacak ve başkent İstanbul'daki politikalara kendisi yön verecekti. Büyük devlet adamı,asker olduğu kadar büyük bir diplomat da olan Attila, şartlar uygun olduğu zaman her firsatı değerlendirmek istiyordu. Margus barışı yapıldıktan sonra, Slav, Fin, Germen, Türk asıllı birçok kavmi itaat altına alan Attila, arkasını sağlamlaştır dıkdan sonra, 440 3nllarına gelindiğinde yeniden ortalarda görünmeye başladı
439 yılında Vandallar Kartaca’y>. Afrika’nın birçok yerleşim bölgelerini ele geçirmişler ve oradaki önemli bir Roma donanmasını da yağma etmişlerdi. Bunun üzerine Doğu ve Batı orduları birlikte 440 yılı ilkbaharında Vandalların saldırısına uğrayan Sicilya'yı korumak için harekete geçti. Bu durumu öğrenen İranlIlar da uzun süredir hevesli oldukları Ermenilere saldırdı. İranlIların bu saldırılarına karşı Doğu Romalılar, elle tutulabilir tüm askerlerini harekete geçirdi.
Bütün bunlardan haberdar olan Attila, durumdan istifade ederek büyük bir hızla birlikleriyle harekete geçti. Tuna’da bulunan en son Doğu Roma mevzi-si Castra Constantia’ya saldırdı. Bir pazar yeri olan burada Romalılara hücum etti ve birçok kişiyi esir aldı. Bunun üzerine Romalılar derhal Hunlara elçiler gönderdi. Elçiler, yapılan saldırının antlaşmalara aykırı olduğunu iddia ederek Bunlarla müzakerelere başladı. Büyük bir diplomat olan Attila, hareketin niçin yapıldığını diplomatik manevralarla Doğu Romalılara izah etti. Bu hareket savaş değil, bir uyarı idi. Çünkü Margus Piskoposu Hun hudutlarına girerek, Hunlarca çok kutsal olan mezarları so)nnuştu. Bu sebeple piskoposu kaçaklarla birlikte, Margus antlaşmasına uygun bir şekilde iade etmedikleri takdirde savaş ilan edilecekti. A)n-ıca kaçakların sayısının fazla miktarda olduğu da özellikle belirtilmişti. Bu görüşmeler neticesinde Romalılar söylenenleri inkâr etti. Hunlar ise görüşlerinde İsrar ettiklerinden bir antlaşma olmadı ve savaş çıktı. 440 sonbaharında harekete geçen Hun orduları Tuna’yı geçerek, çevredeki bir çok yeri tahrip ettikden sonra Viminacium (Bugünkü Kostolaç)'u ele geçirdi. Hunların bu hücumu üzerine birçok Doğu Romalı, bir kişi yüzünden devlet savaş tehlikesine maruz kalmasın diye, piskoposun geri verilmesi gerektiğini belirttiler. Bunun üzerine piskopos, kendisinin geri verileceğinden korkarak gizlice Hunlara kaçtı. Eğer Attila kendisine iyi davranır ise Margus şehrini teslim etmeyi vaat etti. Bunun üzerine Hunlar, sözünde duracak olursa her türlü yardımı yapacaklarına söz verdiler. Antlaşma sağlanınca piskopos pek çok Hunla birlikte Romalıların sınırına döndü ve Tuna'nın kıyısında onları pusuya yatırdı. Geceleyin uygun bir anda işaret vererek, Hunları harekete geçirdi ve şehri teslim etti. Bu harekete birlikte Hunlara artık Trakya ve İstanbul’un yolu açılmış oluyordu.tesettür elbise

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder