tesettür elbise ve balkan bilgi
Bu Balkan toplulukları ile kıyasıya mücadeleye girmiş bir başka Balkan toplumu olan MakedonyalIlar da esasında bu toplumlara benzer bir kökene sahip olmalarına rağmen, anavatanları olan Haliacmon nehri bölgesinden doğuya doğru yayılarak genişlemiş ve MÖ 7. yüzyılın ikinci yarısında Kral 1. Perdikas başkanlığında siyasi bir birliğe ulaşmış ve MÖ 6. yüzyıldan itibaren Hellenize olmuşlardıMÖ 8-7 yüzyıllar içinde Kimmerler ve 4. yüzyılda Iskitler gibi Balkanlara akınlar yapan toplulukların iskanı görülmezken, göç ederek ve burada yaşayan yerli toplumlarla savaşarak yerleşen başka topluluklar da vardır. Bunların en önemlisi hiç şüphesiz Kekler olmuştur. Orta Avrupa'dan gelen Kekler kuzeybatı yönünden Balkanlara girmişler ve güneydoğu yönünde ilerlemişlerdir. Yerli toplumlarla çetin mücadeleye giren Keklerin bir kolu olan Scodisiler Drava ve Sava nehirleri bölgesine yerleşmiştir. Diğer gruplar MÖ 3. yüzyılda MakedonyalIlara saldırmış, topraklarını yağmalamış ve daha ötelere giderek Defli sunağını talan etmiştir. Keklerin ana gruptan ayrılan bir kolu Trakya üstüne yürümüş ve Doğu Trakya’da MÖ 279-211 arasında Tillis Krallığı olarak bilinen bir devlet oluşturmuştur. Daha doğuya doğru yönelen Kekler Anadolu’da Galatlar olarak bilinip, İç Anadolu’ya yerleşmiştir.
Ayrıca MÖ 3. yüzyılda Karpat dağları bölgesine yerleşen ve MÖ 182’ de Trakya’ya akınlar yapan bir Cermen kabilesi olan Bastarnaeler daha sonra Balkanlara gelecek olan Cermen toplulukların öncüsü gibidir.
Arkeolojik araştırmalar ve diğer çalışmalar sonucunda İlir kültürünün oluşum ve gelişimi hakkında önemli bilgiler derlenmiş ve bu kültür hakkında önemli gelişmeler sağlanmıştır. Bu kültürün kökenleri Eneolitik çağa kadar çıkarılmaktadır. Eneolitik ve Erken Bronz çağında yerli kültürle karışmış dışardan gelme başka yeni bir kültürün varlığı Erken Bronz çağında kendisini göstermektedir. Tümülüs tipi mezarlar yapan bu kültürün belirli bir ölçüde bir tür kabile hiyerarşisine sahip olduğu bellidir.
Orta Bronz ve Geç Bronz çağı metal teknolojisindeki gelişmelerle birlikte yerel kültürlerin Akdeniz ve Ege Dünyası ile Orta Avrupa ve Balkanların kuzeyi ile ticari ilişkilerin yoğunlaştığı ve kültürel alışverişlerin arttığı görülmektedir. Özellikle MÖ 1200-1100 sürecinde Doğu Alpler bölgesinden gelen Hallstatt kültürü etkileri ile bu oluşum ilginç bir biçim almıştır. Bu süreçte bölgesel politik örgütlenmelerin ve muhtemelen de kabile yönetimlerinin oluştuğu gözlenmektedir. Bunun güzel bir örneği Arnavutluk’taki MÖ 1100-500 arasına tarihlenen kuzeyde Mati ve güneyde Devolli kültürleridir. Bu dönemin yerleşmeleri çevreye hakim yüksek yerlerdeki ağır tahkimatlı yerleşmeleriyle savaşçı bir kabile yapısını çok güzel yansıtmaktadır.
MÖ 7. yüzyılda Makedonya ve diğer komşularının tehditleriyle lijp arasında ittifaklar ve kabile birlikleri oluşturulmaya başlanmıştır. 7.-6 da şehirleşmenin güç kazanması, 5. yüzyılda ilk devletleri ve aristokrat*^^'^ çileri de getirmiştir. Aynı süreç Adriyatik denizi kıyılarında Yunan kolo hareketinin de oluştuğu süreç olarak teşhis edilmektedir. Bu koloni harek ■ 4-3. yüzyıl sürecinde yerleşimini tamamlamıştır, llir topraklarındaki enöpj' koloniler günümüzdeki Draç şehri yakınında Epidamnos ve Draç ile Vlore leri arasındaki Apollonia şehirleridir.
MÖ 4. yüzyıl llir devletlerinin başladığı aşamadır. Bunlar arasında özelljp Monuni tarafından günümüz Arnavutluk topraklarının güneyinde kurulan^ İlk önemlidir. Takib eden süreçte Kral Bardhyllas bu krallığın gücünü arttımn ve sınırlarını genişletmiştir. MÖ 359’da MakedonyalIlar ile yapılan bir savaj ta Makedonya kralı 111. Perdicas İlirler tarafından öldürülmüştür. MÖ SSffj Makedonya Kralı 11. Filip bu krallığı yenerek kendi sınırlarını Ohri gölü bölgj sine ulaştırmışsa da, llir Krallığı kıyıdaki topraklarını korumuştur. MÖ 335lj İskender llir Şefi Clitus’u yenmiştir. İskender’in büyük Doğu Seferi’nde İliryalılj da onun müttefiki olarak yer almıştır.
MÖ 323’de İskender’in ölümüyle İliryalılar yeniden güçlenmiş ve Kral Claduj tüm yabancıları 312’de Draç’tan kovmayı başarmıştır. Yaşlılar konseyi ile birlikti bu konseyler tarafından seçilen şeflerin yönettiği kabilelere dayanan llir devlet yapısı içinde 3. yüzyıl sürecinde başkenti günümüz İşkodra şehri olan bir kral-İlk doğmuştur. Bu krallığın en önemli yöneticisi Agron’dur. Bu kral Makedonya Kralı II. Demetrius ile ittifak yaparak Aeotolialıları yenmiş ve krallığını güçlü bir hale getirmiştir. 231’ de Agron’un beklenmedik ölümüyle oğlu çok küçük olduğu için eşi Kraliçe Teuta kral naibi olmuştur. Önemli uğraşları korsanlık olaı İliryalıların donanmaları bu kraliçe yönetiminde Sicilya ve Yunanistan kıynlanna yaptığı akınlarla birlikte Adriyatik denizindeki Roma ticaret gemilerine de saldırıları artmıştır. Bu olaylar neticesinde llir Savaşları olarak bilinen Roma ve llir Krallığı arasındaki mücadele başlamıştır. Bu savaşların ilk aşaması MÖ 229-219 arasında sürmüş ve Romanın galibiyetiyle bitmişse de Roma hakimiyeti kurula-^ mamıştır.
MÖ 229-177 sürecinde İstriahlar ve Liburnialılar ile de savaşa giren Romalılar i MÖ 177’de Istirya’yı feth ederek llir topraklarına açılan yolda önemli bir köprü başı tutmuştur. MÖ 168’de Roma’nın galibiyetine rağmen sonuçsuz kalan hakimiyet kurma çabalarına karşı direnen İli Krallığı’nın varlığı ancak MÖ 165’de son llir Kralı Gentius’un İşkodra'da Romalılara esir düşmesiyle sona ermiştir. Daha sonra Romalılar arasındaki mücadelelere sahne olan İlirya'daki Roma hakimiyeti ve kültürü kıyılarda ve şehirlerde daha güçlü olmuşsa da dağlık bölgelerde ve kırsal kesimlerde fazla etkin olamamıştır. Bağımsızlığım koruyan Pannonia MÖ 35-14 arasında Roma işgaline uğradı. En önemli Pannonia kenti olan Sirmium MÖ 14’de
İlirler ile aynı dil grubundan akrabaları olan Dalmaçyalılar ve Pannonialılar Roma ve kültürüne karşı koydular. Pannonialı Bato’nun başkanlığında MÖ 14 ve 6'da gerçekleştirilen ayaklanmalar da bu karşı koymanın bir başka örneği olmuştur. Bu başkaldırılar ve tam olarak kurulamayan hakimiyete bağlı olarak, MÖ 146’da Makedonya lli'ne dahil ettikleri İlir topraklarında MS 9'da İmparator Tiberius tarafından tekrar idari düzenlemeler yapmıştır. Bu düzenleme ile başkenti günümüzdeki Split kenti yakınlarında bulunan Salone olan IlIyricum İli kuruldu. Bu idari yapı daha sonraki süreçte birkaç defa değiştirildi. İlirya’da Roma tam olarak hâkimiyet kuramadığı için özellikle dağlık bölgelerde bir Romalı yetkili başkanlığında Roma’ya bağlılıklarını belirten kabile şefleri ve yaşlılar kurullarının otonomilerini koruduğu yönetimler etkin kaldı. Romalılar daha çok askeri yollar güzergâhında kilit noktalardaki ordugâh kentlere önem vererek denetimi sağlamayı yeğledi. Bu nedenle Balkanları baştanbaşa geçen askeri ve ticari ulaşım yolu Via Egnatia yapıldı.
İyi savaşçı olan İlirler Roma yönetimi tarafından değer verilen askerler olarak MÖ 3. yüzyıldan sonra Roma lejyonlarında ve Praetoria muhafızları olarak ön plana çıktılar. Roma İmparatorluğu'nun geç süreçlerinde II Claudius, Aurelianus, Diocletianus ve Constantinus Magnus gibi İlir kökenli komutanlar imparatorluğa yükseldiler. Bu durum Iliryalı komutanların iktidara geldiği Bizans devletinde de sürdü.
İlir dili İlir toprakları üzerinde uzun bir zaman boyunca canlı kaldı. Ortaçağ içinde Slavların Balkanlara gelişiyle başlayan süreçte, yayıldığı geniş alandaki kullanımını yavaş yavaş kaybeden İlir dili varlığını günümüzde bu kültürün yayıldığı alanın merkezinde yaşamakta olan Arnavutça ile sürdürmektedir. Bu aşamada Antik çağ yazarlarından Stabon’un günümüz Arnavutluk toprakları ve gerisinde kalan dağlık bölgedeki bir Albian kabilesinden bahsetmesi ilgi çekici olup, günümüz Arnavut halkının köklerini göstermesi bakımından da ilgi çekicidir (Strabon VlI-5.2). Bu topluluğun ardılı kültürlerle Ortaçağ içinde aldığı değişim ve süreklilik arkeolojik ve tarihsel verilerle takip edilmektedir.
Günümüzde Iraklar üzerine yapılan çalışmalar ve arkeolojik araştırmalar bu kültürün gelişimi hakkında önemli bilgiler ortaya koymuş bulunmaktadır. Iraklar da İlirler gibi Hint-Avrupa dillerine dâhil bir kolu oluşturan dilleriyle dikkat çeken bir kültür grubu oluşturmaktadır. İlirler Balkanların batısında yayılırken Iraklar ve akrabaları olan topluluklar da doğusunu kaplamaktaydı. Irakların kültürel oluşumları İlir kültürünün oluşumuna benzer biçimde oldukça erken dönemlere kadar çıkarılmaktaysa da, bu oluşum süreci Irakların göçer karakterli doğası ile uyumlu bir nitelik taşımaktadır. Her ne kadar Irak dili ile ilgili veriler son derecede az ise de, bu noktada dil özellikleri itibariyle Irakların Ön-Balkan topluluklarından olduğu efsaneler ve bazı erken tarihi ve edebi kayıtlardan anlaşılan Pelasglar ile de akraba oldukları kabul edilmektedir. Pelasglar ile dil akrabalığı konusu İlir dili için de geçerli bir husustur.tesettür elbise

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder