tesettür elbise ve balkan bilgisi

tesettür elbise ve balkan bilgisi

  1er yanında az sayıda altın ve bakır eserin kullanımı bakımından Seskı^^ ründen ayrı bir özellik göstermektedir. III. binin ilk yansına tarihlenen b|| dönemin savaş ve karışıklıklar dönemi olduğu etrafı surlarla çevrili büyüij^'^ lardan anlaşılmaktadır. Bu kültür de genel özellikleri bakımından tarım ve^ vancılıkla uğraşan bir köy kültürüdür.
Teselya 111. binin sonuna kadar neolitik kültürü korurken, Orta ve Cjf Yunanistan 111. binin ilk3^nsmda taş döneminden çıkarak bakır dönemine^j miştir. Güney Teselya’dan Peleponnes’in güney ucuna kadar olan geniş bölgjj yapılan kazılar. Dimini kültüründen ayrı bir kültürün varlığını işaret etmeig, din Yapılan kazılarda ele geçen madeni eşyalar ve teknik, şekil, üzerindeki bej, meler bakımından Batı Anadolu ile benzerlik gösteren keramikler, bu kiiltûf^ Anadolu’dan Yunanistan'a geldiğini göstermektedir.
111. binde Anadolu’dan Yunanistan’a birtakım göçler olduğunu filolojik^ liller de ispatlamaktadır. Yunanistan’da bulunan ss, tt, nt’li yer adlarının Yunaj diliyle açıklanamaması ve bunların Anadolu’nun batı ve güneybatı bölgelerinde ki s, ss, nd’li yer adlarıyla benzerliği bu coğrafi adların Anadolu menşeli insaj 1ar taraftndan Yunanistan’a getirildiği görüşünü doğurmuştur. Bu yer adlanın Yunanistan’ın özellikle doğu bölgesinde batıya göre daha sık görülmesi bugört. şü destekler mahiyettedir.
Neolitik dönem kültürü ile Maden kültürü arasında bir kesintinin bulunmayışı, Anadolu kavimlerinin bu ülkeye bir defada büyük bir kitle halinde değil yüzyıllar içerisinde küçük göçler halinde yavaş yavaş yayıldıklarını gösterir.
Yunanistan ana karası ve Peleponnes’te yapılan kazılar, III. bin ile II. bin kültür katmanları arasında yoğun kül tabakası olduğunu, ikinci bin başlarında yeni yerleşim yerleri ve yeni bazı keramik çeşitlerinin ortaya çıktığını, dolayısıyla bu dönemde bir göç sonrası meydana gelen kültür değişikliğini göstermektedir. Bu göçün Homeros destanlarında Akhaioslar olarak gösterilen Akalar tarafından yapıldığı bilinmektedir. Bunlar, AvrupalI tarihçiler tarafından Avrupa'dan güneye inen İndo-Cermenler olarak kabul edilmekle birlikte bu kültürü meydana getirenler arasında Anadolu’dan adalar yoluyla Yunanistan’a geçen toplulukların da olduğunu ileri sürenler mevcuttur. 2000-1200 arası sürekli bir gelişim gösteren Aka kültürünün en eski ve en tipik keramiği olarak Minyas keramiğini ve geometrik süslemeli boyalı keramikleri görüyoruz. Başta Troia olmak üzere Batı Anadolu’da, Boğazköy ve Alacahöyük gibi Orta Anadolu yerleşim yerlerinde III. binden itibaren çok sayıda görülmekte olan boyalı keramikler Yunanistan'a buradan geçmiş olmalıdır.
1600 yılından itibaren Girit ile münasebet geliştiren Akalar,fe^ her alanında ilerlemeğe başlamış büyük saraylar, sağlam kaleleflj^J^^;,^
BALKANLAR EL KİTABI |65
yapılan ile özgün bir kültür meydana getirmişlerdir. Mikenai şehri bu kültürün görüldüğü en önemli merkezdir. Bu sebeple Mikenai kültürü olarak da adlandırılmaktadır Aka kültür merkezlerinde yapılan kazılar ve Homeros destanlarından anlaşıldığı kadarıyla o dönemde Yunanistan’da Vanaks ya da Basilevs denilen bey veya kralların idaresinde bir takım şehir devletleri oluşmuştu. Krallar yüksek bir tepe üzerinde etrafı 5-7 m. kalınlığında surlarla çevrili bir şatoda oturmakta, halk ise bu şatonun eteğindeki kasaba veya köylerde yaşamaktaydı. Halk, kralın toprağında, angarya işlerde çalışmakta ve savaş zamanı yaya olarak orduya katılmak zorundaydı.
Aka kültürünün geliştiği en önemli bölgeler. Kuzey Yunanistan’da Ahilevs’in yurdu Ftiotis; Orta Yunanistan’da Boiotya ve Attika; Peleponnes’te Aka krallarının en ünlüsü Agamemnon’un şatosunun bulunduğu Mikenai ve Herakles mitolojisi ile yakından ilgili Tirins gibi şatoları içine alan Argolis’tir.
M.Ö. XII. yüzyılın başlarında Doğu Avrupa’daki kavimler hareketinin sebep olduğu Ege göçleri sonrasında, Yunanistan’a gelen Dorların baskıları Akaların, Anadolu’da Hitit devletinin yıkılmasından da istifade ederek Anadolu’nun batı ve güney batı kıyılarına göçmesine sebep olmuştur. Milet ve Bodrum’daki araştırmalarda ele geçen geç Miken dönemi keramikleri ve mezar yapıları bu göçleri ve Aka yerleşmelerini ispatlar. Eski çağ Yunanistan tarihinde birinci koloni hareketi olarak bilinen bu göçler sonrasında. Antik Yunan medeniyetinin temelleri Anadolu’da atılırken, Yunanistan yarımadası, Akalardan sonra onlardan kültür
66İ BALK.ANLAR EL KİTABI
ve medeniyet açısından daha geri olan ve yazıyı bilmeyen Dorlarm ğu karanlık bir dönem yaşayacaktır. Homeros’un İliada ve Odysseia konu olan bu dönemde yerleşik toplulukların çoğu, sonradan İonya adı ' Ege adalarına ve Batı Anadolu kıyılarına sığındı. Yarımadada kanşıklıldan'^'^' ermesiyle birlikte artık ortak bir dilin yanı sıra OIympos panteonuna d2/ yeni bir din ortaya çıktı. ^
Dor istilasının getirdiği önemli bir diğer sonuç da çözülen kabile yj, dan kopan küçük toplulukların "polis" adı verilen bağımsız şehir devlet|ç|^ çekirdeklerini oluşturmasıydı. "Polis”ler gerek siyasi, gerekse şehrin pisi itibarıyla eski çağ Doğu medeniyetinde görülenlerden farklı özellikler,, maktaydı. Dorlarm gelmesiyle beraber kralın yanında soylu bir aristokrat ortaya çıktı. Aristokratların güç kazanmasıyla birlikte, krallık sistemininön Anadolu’dan başlayan ve sonra Yunanistan topraklarında da görülen aristoij. siye dönüştüğü görülür.
M.Ö. VllI. yüzyıla gelindiğinde Yunanistan anakarasındaki bütün şehirde letleri aristokrasiyle yönetilmeye başlamıştır. Bu sistem içerisinde toprak sa^ olmak çok önemli kabul edilmiş, toprağını kaybedenler ve tüccarların aristm ratlara karşı yeni haklar talep etmeleri sonucunda aristokrasi zayıflamıştır.n gelişme koloni hareketlerinin de sebebini oluşturacaktır. Aristokrasi yönetiuij de başlayan sınıf çatışmaları sonrasında aristokrasiden gelen bir grup iktid^ zorla ele geçirerek tiranlık dönemini başlattı.
M.Ö. 750'lerden sonra Yunan siyasi hayatında ağırlıklı bir konum kazası şehir devletlerinden en önemlileri Atina, Sparta, Thebai, Korinthos ve Argosu Zamanla ortaya çıkan nüfus artışı ve gelişen ticari faaliyetler neticesinde uai bölgelere göç başladı. Böylece Anadolu ve Karadeniz kıyılarından Kuzey Aftila ve İspanya kıyılarına kadar uzanan geniş bir bölgede. Yunan kolonileri kuruldu Yaklaşık 200 yıl süren ve Yunan tarihinde ikinci koloni hareketi olarak bilinenh olay sonrasında kurulan şehirlerin, ana şehirlerle kültürel anlamda bağlarını korudukları, siyasi anlamda bağımsız hareket ettikleri ve Yunan deniz ticaretinin ileri karakollarını oluşturdukları görülmektedir.
Yunan şehir devletleri, M.Ö. VI. yüzyıl ortalarında Doğu'da yeni bir güç olarak yükselen Penslerin tehdidiyle karşı karşıya geldi. Persler. Anadolu topraklarını ve özellikle boğazları ellerine geçirerek Yunan şehir devletlerinin kolonilerle olao bağını kesti. Bu durum karşısında kolonilerle münasebetleri kesilen ve ekonomik çıkmaza giren tiranlar halk üzerindeki baskılan arttırmaya başladı. Böylece VI. yüzyılın sonlarına gelindiğinde Yunanistan topraklarında tiranlık sistemi sarsılmaya başladı. Bir müddet sonra tiranlıklar yıkılarak Demos (haikj'a dayalı bir yönetim ortaya çıkö. Böylece Eski Doğu devletlerinden farklı özellikler gös teren polisler de siyasi gelişimlerini tamamlamış oldu.
BALKANLAR EL KİTABIİ67
lon devletlerinin M.Ö. 499’da Pers yönetimine karşı giriştiği ayaklanmaya, Atina’nın destek vermesi Perslerin Yunanistan’a müdahale etmesine sebep oldu. AtinalIlar bu Pers tehlikesini önceden sezmiş ve çıkacak bir savaş için önceden hazırlıklara başlamıştı. Eski çağda Atina’nın yetiştirmiş olduğu en büyük devlet adamlarından biri olan arhont Temistokles (493-467), Atina’nın savunulmasını ve Perslere karşı savaşın kazanılmasını güçlü bir deniz gücünde görürken, Perslerin önünden çekilen Gelibolu yarımadası prensi Miltiades (494-489) Pers gücünün fazla abartıldığını, ağır silahlı ve mızraklı bir kara ordusunun sadece ok ve yay kullanan Pers birliklerine karşı başarı sağlayabileceğini savunmaktaydı.
Temistokles, Pire limanım tahkim ederek, askeri bir üs haline getirip savaş gemileri inşaya başladı. Ancak Miltiades’in gelmesiyle bu plandan vazgeçildi ve büyük bir kara ordusu oluşturuldu. Atina’ya bağlı kuvvetler, Attika bölgesinin doğu kıyısında Marathon ovasındaki savaşta (M.Ö. 490) büyük bir zafer kazanarak, istilacı Pers ordusunu püskürtmeyi başardı. Marathon savaşından sonra bu savaşta Perslerin tarafını tumuş olan ve Paros’a bir sefer düzenleyen Miltiades başarısız oldu ve öldürüldü.
487/6 3nlında Atina’nın devlet teşkilatında değişiklikler olmuş, arhont-luk önemini yitirmiş, beş}âizler meciisi icra makamı olarak önem kazanmıştır. Marathon savaşında edinilen tecrübeler sonucu, savaşın tek elden yönetilmesi maksadı ile tüm Attika halkı tarafından bir yıllığına seçilen başkomutanlık ihdas edilmiştir. Miltiades’in ölümünden sonra tekrar iktidara gelen Temistokles, aristokratların temsilcisi olan Aristeides’in karşı koymasına rağmen güçlü bir donanma tesis etti. On yıl sonra yeniden Yunan anakarasına geçen Pers orduları karşısında, Atina ve Sparta’nın öncülüğünde bir birlik sağlanarak, şehir devletleri konfederasyonu oluşturuldu. Başlangıçta alınan Artemision deniz savaşı ve Termoplai geçidindeki mağlubiyetler ve Atina’nın yakılmasına rağmen aynı yıl içinde Salamis deniz savaşını (480) kazanarak Pers donanmasının tamamıyla tahrip edilmesi, Pers ordusunu bir kez daha geri çekilmek zorunda bıraktı. Pers kralı Kserkes (486-465)’in geri çekilirken Mardanios’un komutasında bıraktığı birlikler de Platai ve Mikale’deki savaşlarda (479) mağlup edildi. Böylece Perslerin kendilerini toparlamasına fırsat verilmedi. Atina’nın girişimiyle kurulan Attika-Delos Birliği adım adım Persleri gerileterek Doğu Akdeniz’de üstün duruma geçti.
Atina yöneticisi Kimon (467-450) döneminde de savaş devam ederken Yunan polisleri Atina ve Sparta tarafından ikiye bölündü. 450 yılında Kimon, Kıbrıs’a karşı düzenlediği bir savaş esnasında hastalanarak ölünce, yönetime gelen Perikles (461-431) Atina için yıpratıcı bir niteliğe bürünen Pers savaşlarını Kallias Barışı’yla (M.Ö.449) sona erdirdi.tesettür elbise

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder