tesettür ve felsefede toplum bilgiler

tesettür ve felsefede toplum bilgiler

 tesettür dediki j-a neden olan “feodal konular” yargıyı meşgul edi-,}T Olağanüstü iyi tartışma konularıyla, hukuk kuramcı-,/ ve uygulayıcılarınm zengin edebiyatını besliyorlardı, birlikte, bu sistemin Fransa’da çok kolay çökmesi, çürümüş olduğunun ve bu yapıdan yararla-f jjj sonuçta ne kadar az çıkar elde edebildilderinin en iyi ■ ^ oldu. Senyörlük rejiminin ortadan kalkması, elbette, direniş ve servet dağılımında önemli altüst oluşlar pa-gerçekleşti. Fief ve vasalliğin ortadan kalması ise, ka-ve uzun bir can çekişmenin neredeyse önemsiz bir
'^cu gibi görünmekteydi.Yine de, birçok kargaşayla karşı karşıya kalan bir top-^ja, eski yoldaşlık, ardından da vasallik uygulamalarınm 0 çıkarmış olduğu gereksinimlerin etkileri sona ermedi XIV. ve XV. yüzyılda çok sayıda kurulmuş olan şö-^elik tarikatlarımn yaratılmasma yol açan çeşitli nedenler fljiflda en belirleyici olam, kuşkusuz, hükümdarlann, kendi-jııi toplumun üst kesimlerinde yer alan bir grup sadık ada-lözellikle sıkı bir bağla bağlama gereksinimi duymalarıydı. iLouis’nin kendilerine vermiş olduğu statüye göre, Saint-Bıd şövalyeleri, krala “temiz ve gerçek bir aşk”la bağlan-ue haklı savaşlarmda sadakade hizmet etme sözü verirdi. Asimda, bir zamanlar Karolenjler’inki gibi, bu da sına bir girişimdi; Ünlü boyun bağıyla onurlandırılmış İdse ait en eski listenin üçüncü sırasmda, efendisine çok al-aihanet etmiş olan Saint-Pol’ün başkomutam yer akyor-
sona ererken ortaya çıkan düzensizliklerin daha ^ve daha tehükeLi sonucu, yaptıkları eşkıyalıklar Mero-^dönemdeki yazarlarca açıklanmış olan “uydu” vasaUere '‘’vtızeyen özel savaşçı birliklerinin yeniden kurulması ol-bağımk oldukları, genellikle, savaş senyörlerinin ^^den yapılmış giysiler giymelerinden ve silahlarmdan
anlaşılıyordu. Flandre’da Cesur Philippe’in yasaklamış olduğu
bu uygulama, son Plantagenet’lerin, Lancastre ve York ha-
nedanlarının İngilteresi’nde özellikle yaygınlaşmıştı; öyle ki, üst düzeydeki soyluların etrafında bu şekilde oluşturulmuş gruplar, “elbiseliler” adını almışlardı.tesettür Bir zamanlarm “ev sahibi kıhnmamış” vasalliği gibi, bunlar da, yalnızca alt sınıftan gelen maceracılardan oluşmuşlardı. Bu birlikler askerlerinin çok önemli bir bölümünü kuşkusuz İngiliz “^e«/^’sinden ediniyorlardı. Birinin bir davası mı vardı? Lord, söz konusu kişiyi mahkemede kendi koruması altma alıyordu. Yasadışı olan ama parlamentolar tarafından sık sık tekrarlanan yasaklamaların gösterdiği gibi, hiç bitmeyen bu yargı önünde “koruma” ve destekleme uygulaması, hemen hemen tüm özellikleriyle. Frank Galyası’ndaki “güçlü kişi”nin kendisine bağh adamı üzerinde sahip olduğu eski mithiurn'' uygulamasınm kopyasıydı. Ve hükümdarlar da, yeni biçim altındaki bu kişisel ba-ğımlüığı kullanmaktan yarar elde ettikleri için, II. Richard’m, armah üniformaları dolayısıyla “beyaz kalp” olarak tanman maiyetindeki adamları, bir zamanların “mr/ dominicî^tmvt çok benzer bir biçimde, tüm kralhkta yaygınlaştırmaya çalış-tiğı görülmektedir.^*^
İlk Bourbon’lar döneminin Fransa’smda bile, kendisine dünyada bir yer edinebilmek için büyük bir soylunun hizmet-kârbğım )^apmak durumunda olan bir soylu, vasaUiğin ilk dönemindeki koşullara çok yakın bir görünüm sergilemez mi? Eski feodal dile uygun bir katıhk içinde şu ya da bu kişinin, Sayın Hükümdar’a ya da Kardinal’e “ait” olduğu söyleniyordu. Gerçeği söylemek gerekirse herhangi bir tören söz konusu değildi. Ama onun yerine yazıh bir joikümlülük altına giriliyordu. Çünkü Ortaçağ’m sonundan itibaren, yok olan biat
,İrininin yerini, “dostluk sözü” almıştı. 2 Haziran 1658’de |.jj;bâşı Deslandes imzasıyla Fouquet’ye gönderilen aşağıda-^ tezkereyi bir okuyun: “İçimde taşıdığım en derin bağlılık ı^jgusuyla bağb olduğum ve hayatimi adadığım Sayın Baş-y.ci’ya söz verir ve yemin ederim ki, kendisinden başka hiç pcjc ait olmayacağım; ve yine söz veririm ki, istisnasız jjfkese karşı tümüyle yalnız ona hizmet edeceğim, hiç kim-,fc değil ama yalmz ona itaat edeceğim, ve hatta bana yasak .jjduğu hiç kimseyle hiçbir ilişkiye girmeyeceğim... Kendi-^jlesöz veririm ki, dünyada tek bir kişiyi istisna tutmaksızın, .{odisinin arzu ettiği kişiler için de yaşamımı feda edece-Sanki yüzyıllar ötesinden gelen ve kralın yararına ola-;jt bir istisnayı dahi içinde barındırmayan (!) “Senin dostla-jj benim dostlarım;tesettür senin düşmanlarm benim düşmanlarım ijcak” denilerek edilen mudak teslim olma yemininin yankı-,jıişitiyor gibi değil miyiz?
Kısaca, gerçek vasallik artık içi boş törensel eylemler üiınü ve sonsuza kadar köhneleşmiş hukuksal kurumlar ola-i boşuna varolmaya devam ediyorduysa da, canlandırdığı Üret, kaillerinden yeniden ve yeniden doğuyordu. Ve kuş-E5UZ, duygularım ifade etme biçimine ve hemen hemen ben-ırgereksinimlere, bize çok daha yakın olan toplumlarda da ıılamak hiç de güç olmayacaktır. Fakat bu toplumlarda söz ausu olan, bazı çevrelerde tek tük rastlanan ve zaten tehdit 4e gelir gelmez devlet tarafından zor kuUamlarak ortadan dınlan uygulamalardı; sonuçta da, artık tüm toplumsal ata egemen olabilecek bütünlüklü bir sistem yaratamıyor-
II.SAVAŞÇILIK DÜŞÜNCESİ VE SÖZLEŞME DÜŞÜNCESİ
Feodal çağ, kendisinden sonra gelen toplumlara, soyluluk olarak billurlaşan şövalyelik kurumunu miras bırakmıştı. Bu kökenden gelen egemen sımf, kılıç taşıma hakkıyla simgelenen askerî yeteneğinden duyduğu gururu koruyordu.tesettür Bu, Fransa gibi çok büyük önem atfedilen yerlerde, önemli malî ayncalıklarm meşruiyetinin kaynağı olarak gösteriliyordu. 1380’e doğm, Varennes-en-Argonne’daki iki şövalye silâhtarı, soyluların taille vergisi ödememeleri gerektiğini anlaüyorlardı; çünkü diyorlardı, “soylular, soylu olduklan için, bedenlerini ortaya koymak zorundadırlar ve onların bedeni savaşa aittir.”^” Eski Rejim döneminde, eski soy aristokrasisi, görev aristokrasisine karşı, kendilerine “kıhç soylusu” demeyi sürdürüyorlardı. Vatam için ölmenin yalnızca bir smıfın ya da bir mesleğin tekelinden tümüyle çıktığı bizim toplumumuza gelene kadar, profesyonel savaşçıhk mesleğinin manevî açıdan bir çeşit üstünlüğe sahip olduğu düşüncesi (Çin gibi başka uygarlıklara çok yabancı bir durumdur), feodal dönemin başlarına doğru köylü ile şövalye arasında gerçekleşmiş bir görev paylaşımının amsı olarak varhğım sürdürmektedir.
Vasahn biat yemini gerçek ve iki taraflı bir sözleşmedir. Senyör, eğer }ükümlülüklerini yerine getirmezse, haklannı da kaybediyordu. Bu anlayış, krahn temel uyrukları aym zamanda onun vasalleri de olduğu için kaçınılmaz olarak siyasal alana da taşınmış olan ve kralı aslında halkımn lideri olmaktan dolayı mistik bir biçimde uyruklarımn malvarlıklarından da sorumlu tutarak kamunun mutsuzluğu durumunda cezalandırılabilir bir konuma getiren bu alandaki çok eski kavramlarla da birleşerek, çok derin etkide bulunacaktır. Çünkü bu eski
„|jj,celerin, bu noktada, kralLığın doğaüstü ve kutsal bir ni-
taşıdığına ilişkin midere karşı çıkan Gregoryen refor-' sonra Kilise’den doğan bir başka düşünce akımıyla j^ljşniesi söz konusu olmuştu. Alsace’lı bir keşişin 1080’de ^^jjğıgibi, “tıpkı bir domuz çobanını onu yanında çalıştıran indisine bağlayan” sözleşmeye benzer bir biçimde, kralı ;^a bağlayan sözleşme kavramını da, uzun bir süre ben-rastlanmayacak ısrar ve güçle ilk dile getirenler, temel-, din adamlarından oluşan gruba mensup yazarlardı. Alsa-j(’l) keşişin sözleri, oldukça ılımlı bir monarşi taraftarı olan ^dan hoşnutsuz birinin şu haykırışları göz önünde tu-Hİduğunda, daha da anlamlı görülmektedir: “Tanrı’mn hiz-jttkân olan kral, bir köy muhtarı gibi görevden alınamaz!”
-dat din adamları içindeki bu kuramcıların kendileri, kötü jjeten hükümdarın görevden alınmaya mahkûm edilmesi-jmeşruluğunun kamtlarım sayarken, her yerde tamnan va-^ kötü senyörü terk etme hakkını ileri sürmekten de geri almıyorlardı.^'’^
Bu düşünceleri hayata geçirmek üzere ilk adım atanlar,tesettür sundu.