tesettür ile evliyalar bilgi
en güzel yazıları yazan tesettür diyorki SûnUTİıı ve (‘vliyamn hal tercuınelerini, ya^yı^lannı ve menkılıelerini okumanın ınaıu'vi ve ruhi hayat lizenncle olcingn kiular zihin ve (iiu}hıuııe hayatı üzerimle' de oluınhı etkileri vardır. Göniıl zenginliğine ve diı^ünre verimliliğine kavurmada, nııumne şahsiyetlerin örm'k olan diışımıiş. dııvuç ve davranışlarının etkisi hnyüktür Büyük insanlan okuyan kimse eninde sonunda onlar gibi biıyük olur. Uluların izleri takip eelilir, onlann ulaştıkları yııo^ mertebelere ve > iiksek derecelere erişilir.Feridüddîn Atlar Evliya Tezkirelerine şöyle başlar
1. “Kur'âu ve hatlislerden sonra scizleriiı en yücesi ve en değerlisi nıuta-savvıfların sözleridir. Zira onların sözleri amelin, tatlukatın ve lıalin neticesidir; ezlıerleıne ve konuşulanın semeresi değildir. îyândandır. tıey andan değildir. Esrardandır, tekrardan değildir. Ledünni ilimdendir, kesbî ilimden değildir. \ ecdden ve coşmaktandır, çalışmak ve çabalamaktan değildir. Eddebenî Rabbî [Rabbim bana öğretti] âlemindendir, allemenî ebî [babam lıana belletti] âleminden değildir.
“Dostlarımdan bir cemaat sûfılerin sözlerine mükemmel bir şekilde rağbet ediyorlardı. Sûfılerin hallerini ve scızlerini mütalaa etmek için bende muazzam l)ir meyil vardı. Ey okuyucu, eğer sen de bu perdeden anlarsan, bu istek ve arzu s<*nde varsa, sen de istifade et.
“Evliya muhteliftir. Bazıları marifet ehlidir, liazıları muamele ehlidir. bazısı mulıablx?t i'hlidir, liazısı tevhit ehlidir, liazıları da bunların hepsine ehildir. Bazıları sıfatla l)eraİM*rdir, bazıları sıfatsızdır.”
2 Şeyh AMuIlah Ensarihıin üstadı Yahya bin îmâd vefat edince, onu rüyada gördüler ve “Hak İVidâ sana nasıl muamele yaptı" diye sordular Şöyle dedi: “Ey Yahya, lx*n sana çok şiddetli bir şekilde hitap edecek ve gayet sert bir muameleye tâbi tııtac'aktırn. Lakın bir gim bir nıcs liste bizim rı/aınız için ocıırup vaaz etmiştin. Dostlarımızın biri oradan gc\nıiş. nasihati dinhmıış ve ^1 İKjş olıııuştıı Onu rıı<.*ııınun <*ttiğin için sana hoş geldin diyoruz, \oksa hıı durıuıı oiınasaydı, sana im* vapac ağımızı görürdün .'”
Allafı in Inr kulunu nıemnuıı etmek, gonlimu açmak, gamdan ve kederden
kurtarmak çok onemUdır ve sûfîleriiı hayat hikâyeleri sayesinde
SûfUerm havat hikâvelenııi okuyanlar, dünyanın derdini, cam ı uaerks'mdfm atarak ferahlanırlar.
3 Ebu Ali Dekkâk'a şortlular. “Geregrince amel etmek imkânına sahip \ mavınra. sûfilerin ve velilerin sözlerini dinlemenin hiç faydası olur n\u*
“Evet" dedi “Onların sözlerini dinlemenin iki faydası vardır. Birincisi s^u-, ^ yet dinleyici talip iae himmeti kuvvetlenir, talebi çoğalır. Diğeri de §u. dinleyırkle ilmi gurur, kibir ve benlik varsa bunları terk eder, dava sahibi olmaz, iddiacılığı dışarıya atar. Bu takdirde t^skiden yaptığı ve iyi gördüğü ijjlç^, rin aslında fena olduğunu görür. Şayet kör değilse kendini ıuüşahe<le eder."
Şeyh Mahfılz şöyle demiştir. “Halkı kendi terazinle tartına. Fakat kendini Hak yolunda yiırüyen erlerin terazisiyle tart ki, onların üstünlüğünü ve kendi nıuflLsliğini bilesin ”
Câınî Nefahât tercümtîsinde aynı konuya değinerek der ki: “Sûfilerin hayat hikâyelerini dinlemenin getirdiği en az fayda şudur: Kişi lıiUr ki, kendisinin halleri ve fiilleri onların halleri gibi değildir. Kendi kusurlarını itiraf eder. Riyadan ve kendini lıeğenme durumundan kurtulmuş olur."
4 Cüneyd'e sordular: “Sûfılere ait rivayetleri, hikâyeleri ve menkıbeleri dinlemenin mürit için ne faydası vardır?’^ Şöyle cevap verdi: “Sûfilerin ve velilerin sözleri, ulu ve yüce Allah'ın askerlerinden Vür askerdir.' Şayet müridin kalbi kırıksa, maneviyatı bozuksa bu asker onu takviye eder, mürit h\ı askerden y€u*dım lıekler, medet umar. Bu sözün doğruluğunun delili şu ayettir. 'Ha\ır. biz sana resullerin halıerleriııi hikâye ediyoruz, onunla kallüni sabit \e kai'arlı lıale getiriyoruz. [HÜD 11.120] Yani ya Muhammeıl, biz sana gfViıi^icTin kıssalarını gönlün rahatlasın ve kuvvetlensin diye anlatıyoruz.'"
Câmi aynı konuyu Nefahâftti daha geniş olarak anlatır. “Seyyid\ı"t-Taif C^une>d> scmiular: Şeyhlerin hikayelerinin müritlere ne faydası vardır? C vap verdi kı: Hazret i Hak Sühhânehû ve Teâlâ hnyurnr ki, Peygaın\x'r\eı kıssaİHTitu ve lıalıerleriui ya Mnhaımned, sana lıeyan eyleriz ve onların al\> linderi seni Imberdar kılarız. Ta senin gönlüne stüıal hasıl ola ve kuvvet Sana kavuıiııden bir zahmet ve yiık erişirm*, onların ahvalini ve haberle mulalmza et ve lualuınmn oUun ki, onlara dahi bu t imlen zahmet ve me
CundyUah A Halı m onlusu vr aakerlm deyimi için hkz. SAFFAt, 3î.\ri, F 4«4^r
SÜFİİ-ERİN HAYAT HIKAYEJJEIÜNİ OKUMANIN FAYDALAJU
jirtt erijjiııce. na^iil sabır ve tahanuıuıl ettiler, tevekkül ve teslimivet hallerini artırdılar. Bn rm*ııkıl)eleh dinleyen müritler lıela ve imtihan vakitlerinde, kıtlık ve yokluk zamanlarında gayret ve hamiyetim fazlalaştırırlar. Onların gidısjiitı iızre olmaya gayret C‘derler.
Kısaca Kur âıı’daki kıssa-ı enbiyadan maksat ve nebilerin hayat hikâyeler rıııi okunıanm temin ettiği fayda ne ise, sûfılerin ve evliyanın hal tercümelerini ve menkıbelerini okumaktan maksat ve bunun sağladığı fayda da odur I nııtnıamak gerekir ki. Kur ân da peygamberlerin kıssalarına geniş yer veril-nıiîj ve bu kıssalar sık sık tekrar edilmiştir. Bu durum bile sorunun önemini ve dini yönden önemini İjelirlemeye yeter. Gerçek dini hayat, bu kıssaların içimle gizli ve saklniır.
5.Hâce-i Enbiya (s.a.v.) bir hadiste şöyle buyururlar: “Salihler zikredilince rahmet nüzûl f»<ler.” Bir kinim» üzerine rahmet yağmuru yağsın diye sofra kurar ve el açarsa, o kimseyi eli boş ve faydasız geri çevirmezler.
6.Sûfilerin ve velilerin mukaddes canlarından manen dağınık ve perişan olan iiLsanların gönlüne medet, feyz ve liereket erişir ve böylece ölnıcnlen önce manevi devlete ve saadete nail olurar.
7.Ayet ve hadisten sonra sözlerin en iyisi sûfilerin ve velilerin sözleridir. Onların sözleri ayet ve hadislerin tefsiri, şerhi ve açıklamasıdır. Sûfilerin eserlerini okuyan bir kimse, onlardan olmasa bile, onlar gibi olmaya özenir, onlara benzemeye çalışır. “Bir kavme l>enzeyen onlardan olur'* hadisinin hükmüne göre sûfi ve velilere benzeyenler hükmen onlardan sayılırlar. Bunun içindir ki Cüneyd, “Sûfi ve veli olmadıkları halde olduklarını iddia eden müddeilere iyi ve güzel davranınız ki, muhakkik olsunlar, hakiki sûfi ve veli olma derec^e-sine ulaşsınlar. Bunların ayağını öpünüz, zira şayet bunlar yüce bir himmete îiahip olamazlarsa hiç olmazsa başka bir şey iddia etmezler** demiştir.
8.Ayet ve hadisleri anlamak için, lügat, sarf ve nahiv gibi ilimleri okumak ve bilmek gerekir. Oysa halkın çoğu bu gibi ilimlerden halıersizdirler. Ayet ve hadislerin açıklamaları mahiyetinde olan mutasavvıf ve evliyanın sözünden havas da, avam ela serlif'stçe ve rahatça yararlanırlar.
9.Açıkça görülmekte»<lir ki, bir kimse* hoşlanmaklığın ve sana ters <lüşen, aslı olmayan bir söz söylem» onun kanını içmeye kastinler ve yıllarıma kendisine kin tutarsın. Aleyhinde söylenmiş asılsız sözlere son derece kızarsın ve uzulıirsun. Bâtıl ve aslı olmayan bir söz, insan ruhunda, kalbinde ve nefsindi*
NEFAHATTTL UNS
hıı âenre etkili olursa, hiç kuskusuz hak bir sözün etkisi s<*n farkında bhmu bundan No kat daha fazla olur. Nitekim İmam Abdun-^^ EMtifa somııiftar ‘Bir kimse Kur'ân okuyor ve okııduğumı bilmiyor fuy aniaraıyor. bunun o kimse üzerinde hiç etkisi olur mu?" Şöyle cevap y,^ ayş “Bir turne bir ilaç aba veya zehir içse, aldığı veya içtiği jjeyin ne okj^^ İMİmmr bile bunlar onu etkiler. Kur an niçin etkılenu'sin? Kur’ân çok etkiler. Bir de anlamını bilerek okuyanlar üzerinde Kur ân m etkising^ MHHİ olduğunu düçunünuz "
16. Eba Alı Sivah demiştir ki: “Benim iki arzum var. Biri şu: Onun sözk-mıdnı bir mx söylemek ve Hak’km kelamından bir kelam dinlemek. Di|ç*Ti nouD adamlarından ve merdan-ı Huda'dan (Ricâlullah) bir a<lam görmek. Ben ûmmi bir adanura. Ne bir şey okuyabilir, ne de bir şey yazabilirim. Birisi ohaaiı ki. Onun soaienni söylesin, ben de dinleyeyim veya ben konuşayım, o diııkııiB Şayet cennette Onun hakkında sohbet edilip, komışulınasa, Ebu Ali öyip bir Cennet istemez.**
II. Hâre > usuf Hemdâm* ye sordular: “Şu zaman geçer bu taife gizli hale m*rwe sHamete ermek için ne yapalım?** Demiş ki: “Sûfilerin ve evliyamn soaienııdpn her gün yedi yaprak oku\mnuz. Gaflet salıipleriuin bunu vird edaunelennı £srz-ı aym görüyonım.**
12 Kışi sevdiğiyle beraljerdir. Günümüzde tasavvııfl hayat perde arkasm-dadr. guk hır haldedir Müddeîier mana ehli suretinde ortaya çıkıııışlar ve her fcaraâ iatüa etmişlerdir Hakiki gönül ehli kibrit-i ahmer gibi aziz ve en-tlenür. Sitekuo Cüoeyd müridi Şiblîye şöyle demişti: “Eğer bütün âlemde, sûyiadi|t»ı bir kehme liaerinde sana muvafakat eden tek bir kişi bulabilirsen.
KâmÜ ho’ şeyh bulmak ne kadar zor ise, samimi ve yatkın lür mürit bul-mmk dm o kadar güçtür
Câau şĞyie diyor “Hak dıytlarınıiı sözlerini diniemek, onları sevmi*ye se-hmp ahır OuJarhı muhabfıef eylemek onlarla aranda bir nispet doğurur. Nitekim srygi iki Mkrmhmhktmn hiruiir dmûimiştn Yanı biri soy. diğeri sevgi akra-tjmkğf otmmk taere iki turlu mkraimhk varrlır * Başka bir mm de şeyledir;
* Muhabbet tea daha rakın akralıalık yoktur Düşmanlıktan daha uşak bir dm mevctıl döğihiır *
SlTFll^RİN HAYAT HIKAYFUIIUNİ OKUMANIN FAYDALAIU
Airmde çün mehahhet imiş nkrep-nesep tht^nâ bundan özge olur mu acep nesep?
H# Rf*s\ıl buyurıııuîıftur: Kıyani€*t giinünde günahkâr bir kul. amel konıı-•««I1KİII oleinin bir ümitsizliğe dü^r Hak Teâlâ ona şöyle hitap e<ler:
Frİmi \wleki knimn. falan âlimi bilir misin? Falan arifi tanır mısın?
\ztvt sahibi Rabbinı, onu bilirim ve tanırım.
^'uTÜ git, seni ona bağışladım.
Hak Tmlâ'ııın kullarından birini mücerret bilmek ona ulaşmaya ve nenâta ffTsıe\'e sebep olunca, onları sevmek, onların gidişatını lıeniıiLsemek ve izlerini takip etmek necata ermeye gok daha fazla sebep olmaz mı?
Ehu Ata AbiNis demiş ki: “Eğer Allah Teâlâ'mn dostlarının sevgi etenine ^-apışmaya kaılir olamazsan, bari Allah dfjstlarını sevenlerin muhablıet eteği-mt tutun, dostlarına dost ol, çünkü onları sevenleri sevmek, aynen onları sev-Bpktir."
Hz. Peygamber, İbn Mesud'a; “İslarıım kulplarından en sağlamı hangisidir. bilir misin” ıliye sormuş, o da ‘“Bunu Allah ve Resulü daha iyi bilir’’ diye cpv’mp vermiş. Bunun üzerine Allah Resulü, “Hak’ta olan dostluk, Hak'ta obn sevgi. Hak'ta olan buğz” buyurmuşlardı. Allah için dost ol. Allah için
13. 2^ınan ilerledikçe iyi insanlar azalmakta, kötü ve şerli kişiler iyi ve ka\Trh insanları unutmaktadır. Günümüzde karanlıkta kalan kişilerin manevi de^'İKe ve saatlete nail olan bahtiyar iiLsanları hatırlamaları için Evliya Tezkireleri gibi velileri hatırlatan es<‘rlere ihtiyaç vardır. İnziva klişesine çekilen ve halvet hayatı yaşayan ermişlerin aranıp bulunmasına, bu tiır muhterem kişilere rağlıet edilerek onlardan gelen devlet meltemiyle ebedi saadete erişilmeHİne bu çeşit eserler vesile olur.
14. Sûfi ve velilerin sözleri birkaç lıakımdaıı sözlerin en iyiai ve en güzelidir;
a) İnşam dünyadan soğutur. Yani ihtiraKİı. açgözlü ve çıkarcı olmasına engel olur.
h) Ahir<*t lıaymtının devamlı olarak akılda tutulıuaaına, yaiMİan hiçbir şeyin karşılıksız kalıııayacağıua inamnaya v'e bu inaniTiı tazı' tutulmasına vesile* olur.
r) (kaıüJde lıak M'vgiaitıi meydaıuı getirir.
Bu kıtah-ı şenf, tarilut erbabının ve hakikat üzere olanların [Allah Telli bunlann sjHannı takdis ve nurlarını iki cihanda ziyade eylesin] yüksek makamianru ve yüce kerametlcnnı beyan etmektedir. Yüksek ^ahsıyetlenn menkıbeleri konusunda basiretli bir sarraf olarak fazilet sahıplennın eserlerim toplayan MevUnl Abdurrahman bin Ahmed Cimi -Allah yüce lutfuyla rahmetuıe gark eylesin- kendi lısam olan Farsça ifadeyle bu eseri temize çekip şöyle demiştir:
“Alim ve arif bir insan olan şeyh imam Abdurrahman bin Muhammed Şulemi Nışaburi (Ics.) dinin büyükleri ve yakin ehlinin ilimleri olan, zahir ve bitin ılimlen-nı kendılenne toplamış bulunan şeyhlenn tutmuş oldukları yolu ve hayat tarzlarını beyan için bir kitap telif etmiş ve buna Tabakât-t Sûfiyt adını vermişti. Bu kitabı beş tabaka olarak [sûfileri beş sımfa ayırarak] düzenlemiştir. Her tabakayı, kendılerm-den veleyat nurları ve hidayet eserleri zuhur eden ve aynı zamanda veya birbinne yakm zamanlarda yaşamış olan sûfüerden oluşturmuştur. Bu tabakaları oluşturan ber sımâa görüşmek için mürit ve muhıpler sefer yapmış, onları ziyaret için seyaha-ta çıkmış ve kendilerine müracaatta bulunmuşlardır. Her tabaka ve sınıfta, şeyhlerden, süfiler zümresine mensup olan imam ve ilimlerden yirmi şahsı zikretmiş, makam ve vakt mucibince onların kutsal sözlerinden, beğenilen hal ve harcketiennden tarikata, ilme, hale ve siretlerinc rehberlik yapan eserlerini [ve sözlerini] açıklamıştır.
Bıd’atm kökünü kazıyan, sünnete sahip çıkan ve herkesm mercii oUn Hz. Şeyhülislam Ebu İsmail Abdullah bin Muhammed Ansiri Herevi (Ls.) [4] sohbet meclislermde, vaaz ve nasihat toplantılannda o sözlen ve haOen yazdırmışUr, o kitaba dahil edilmemiş bazı şeyhlerin sözlerini, kendisimn buluşlarını ve zevk hallenin söyleyip kitabı genişletmişlerdi.
Hz. Şeyhülislam'ın mürit ve muhıplerinden bınsı Hz. Ş«yh‘in eklediklerini yazıyla tespit etmiş ve bu suretle sûfilerin manfetlerindeb hakikatleri, bu taifenin latı fdermdekı incelıklen içeren hoş bir kitap ve mübarek bir eser meydana gelmiştir Fakat bu eser o çağda konuşulan ve anlaşılan eski Herat diliyle yazılmıştı. Musten-flhlenn tashif, tahrif ve hatalarıylı oyie bir şekil almıştı kx, birçok yerlerdeki kaatedı kn manayı kolaylıkla anlamak mümkün olmamaktaydı. Ayrıca eski şeyhlerden bir
NtfAMA rul ONS
kısmının haJ tenumeiennm anlatılmasıyla yetinilmiş, bazıları eserde hiç mi|, 11/ Jeyhulıslam’ın ça^nJa veya ondan sonraki zamanlarda yaşamış ol ^
t j»a w UUr o tâtn girmemişti ''
MevlânJ Cimi (ra.) der Ju. Nice kere bu fsikınn hatırından geçti kj, kudret
kuvyrfı yettiği nispette, sozu edJen konuların yazılmasına ve anlatılmasına
|oftereyim [metnin sağlıklı bir nüshasını belirleyeyim], o kitapta anlatılanlardı malum olanlan günümüzde bilmen ve anlaşılan ifadelerle açıklayayım. Anlaşılnı^ yanlan lae gizlilik ve kapalılık perdesinin gerisinde terk edeyim. Diğer muteber ly. tâplârdâ bulunan gu/el menkıbelen ve seçilmiş marifetleri ona ekleyerek açık seçik bir şekilde kaleme alayım. O kitapta zikredilmemiş mutasavvıfların doğum ve vefat UnhJerıyle beraber hallennı, makamlannı, sözlerini ve kerametlerini söyleyeyim Fakat meşguliyetlerin çok olması, engellerin üst üste gelmesi sebebiyle düşüncele-nmı gerçekleştirmek kolay olmadı. Nihayet sekızyuzseksenbir [Hicri 881/1476] tarihinde, dervişlerin muhibbi ve muntekidi; mutekatların mürit ve mutekidi, butun meşguliyetleri terk eden ve cesaretle fakı ve zühde giren Emir Nizamettin Ali Şir -Allah Teili onu kabul izzetiyle azız kılsın, kendisine vâsıl olan yolu tutmaya muvaffak eylesin, zira o gonullu olarak kendi iradesiyle en yüksek mevkilerden ve en muteber makamlardan feragat etmiş, teslim ve nza ayağıyla fakr ve fena caddesine girmeye yönelmiştir- önceden aklımdan geçen ve halen de zihinde bulunan düşüncenin benzerini bu Fakir den nca etti, önceki arzu böylece yenilenmiş oldu, eski merak deâtek gorup güçlendi.
Samımı bir himmet ve halis bir azimle mutlaka o niyetin icra edilmesine ve o arzunun gerçekleştirilmesine kalkışıldı. Esen mütalaa edenlerin yüksek ahlakından ve şefkatli davranışlarından umıt olunur kı, evliyauUahın temiz nefeslerindeki uğurdan ve mukaddes ruhlanndakı feyzden aldıkları vakit, bu kitabı telif etmeye [5] kalkışan vr ıçenğmı derlemeye vesile olan bu fakiri akıllarının köşesinden çıkarmasınlar, hayırduayı unutmasınlar.
Bu kitap, kutsallık fhanmınden ve] kuşundan erişen, uns mazharlarına iştiyak duyanların canlanna ulaşan şeyhlenn tertemiz nefeslerinden nefhalan [güzel kokulan/ içermesi itibariyle Nejahâtu'l-Uns mm hadaratı l-kuds [Kutsallık Makamlarından Helen Unuyet Kokulan ] adını almıştır.
Her koşulda bizi kollayan ve gözetleyen Yüce Zata güveniyoruz.
CÂMÎ’NİN Dİ’ZKNLKMKSI ÜZERİNE. h^SERİN TAKDİMİNİ TAMAMLAMA Değeri olmayan bu haidr kişi, yanı dervişlerin ve hayırb kıştlenn hizmet<^ısı Mahmud bin Osman bin [Nakkaş] Ali’dir. Mahlası LAMtl'dır Azız ve celti olan Allah Teâli, sevdı^ ve razı oldu^ söze, inanca ve işe onu muvaffak kılsın. Seleh olan lann ruhlarını, halefi olanların kalplerini özel lütuf ve iyilikler bahşederek, yüce ve yüksek ihsanına, genel ve dopdolu keremine mazhar blarak rahatlandırsın. O mi nin özu itibariyle fazilet ve meziyetlerle dolu olan söz konusu esenndekı yüce delilleri mütalaa şerefiyle müşerref oldum. Müjde veren işaretlennden ve mecazlar dolu ifadelerinden zevk, haz, şevk ve neşe buldum. O değerli kitabı coşkun bir derya olarak gördüm. Bu deryanın zahiri, sonsuz hakikat ve marifet gemileri doludur. Bâtıni ise pırıl pınl ilahi sırların cevherler hâzinesidir. Bu eser içinde bin Bevt-i Ma’mûr ve Kâbe bulunan bir şehirdir ki, yüz dalgalı deniz içenr. Nazım;
Sevamt-i ezkâr, levâmı-ı fikret Cevâmt-ı asar, kavâmi’-i izzet Medaris-i tenzil, fevâris-ı men a Mefâris-i te vil mehâris-i gıbta
Eser baştan başa ikan yolunu talep edenlerin yüce kerametlen, irfan şarabını içenlerin yüksek makamlanyla doludur.
İmdi şu zayıf gönlüm arzu etti ki, ftrsat bulduğum ve gücümün yettiği nispette çok değerli bu kitabın faydalannı umumileştireyim, nimet sofralarını tamamlayayım. Bunun için, insana rahatlık veren evliyanın ruhundan medet ve Hak Te4lâ'nın lütufkâr inayetinden doğruluk ve dürüstlük niyaz ederek işaretle
rlf dolu sözleri Türkçe ifadelerle anlatmak, anlamı gizli sözleri ve müşküllen Rumi [Anadolu] Türkçesiyle tefsir etmeye kalkıştım.
Ama biçare nefsim bilgi sermayesinin azlığını itiraf etmekte ve insaf deryasından bir avuç suya sahip bulunmaktaydı. Onun için semilar kadar yüksek olan bu maksadın güç sahasının dışında olduğunu bildi.
Zira bu saha öyle bir meydandır ki, süvariler o yolda yaya, konaklannda haşan-sız kalmaktadır. Bu, öyle bir anayoldur ki, en ulu kişilerin bile akılları bu noktada hayrette, en büyük düşünürlenn bile ruhları bu alanda şaşkındır. Şayet çağın akıllı kışılen ve Alemdeki hakimler bir araya gelseler, onun nuktelenni halletme ve gizli- tesettür sundu.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder