tesettür ile evliyalar bilgisi
en güzel yazılarımızı yazan tesettür diyorki OF b« durma şafak aidim Baktım kı ağlıyor, yyetyurdm* drıe akfundan yçınyordnm ki, baoaıuadt J fefUB b&nedığım o şey gaybtadır. laba yauıı4^IPfnmru diye kafaıgHnda ıbr^m dnünde bir büyük jW9mhk i badem ıçı gordmn« ooian getirip dnüne koydum. Çorc^ • hana, ye dedi. Kalktı, badem içinden bana verdi, beadi| çok unfinrdıı ved^ğı ancak bir ıkı badem içinden ibaretti. Bu ynneğn^^ ■ da hana oidııkça ganp gelmişti. [65''j Benim bu duygu içinde oidagpnıp^ dadkki:- VemeğB böyle hazır oknasmı ganp karşılama Hak Teâli’nm ucf dr kk. nerede oka ne ddene buiuriar. I
Bcmm şaşirmii^nn daha da artmıştL Içimdeıı, onunla kardeşlik knonıi^ w ktmdmadtn kardeşlik ntedîm. BaiLa: |
- Actât etme,yme geleceğim dedi ve o anda kayboldu. SarwpŞ
hiriMynııfı ın Şervai ifmmo yedınd gecesi geldi ve benimle kardeşlik kark Aldh her diMmdcn de ran okun.
Abdullah Vafh el-Veme.\î (k.s.î
Sazim fi Ftzâütl’KMtrâm%Azim kıUpim fgrnuşm. Ddba bnfi» Mfirrt de w dır re guxd fitrler de toylcffUftır.
Anlattıgıııa göre Şeyh AİJtıddîn Hanzntf şöyle de»^; Bv ||ece Şaaı ıa far (M%e-mde hahrethanemde yatsı fuma/ifuian sonra otunsiif re L^pıyı içeıdca kıliderruş-tuTL UyamktuTL Oyu hahrethanemde iki kışı daha rardı h, nereden fprdüdermi bd ımyordum. Bir saat kadar benimle kofiuftular, buinnımaİe demşierm ahrahnı an-dik. Sonra onlar Şam'dan bir adamı andıiır re ryı iuşadtr detbier. Sonra da:
-Bizim selamımızı arkadaşın AbdulLkb Vahi ye ulâştjr dediler. Ben
-Onu nereden tanıyorsunuz dedjğunde:
-Bize gizli değildir cerabını rerdiler.
Ve mihraba doğru yürüdüler, ben namaz kıiacakJannj zannediyordum Oysa duvardan aşıp gittiler.
Yine adı geçen Şeyh'ten şöyle naklediyor; Sunye sahillerinden birinde Recep ayında "42/1341 Aralık ayında yatsı namazından sonra nereden gırdiklen ve hangi şehirden geldikleıini anlayamadığım iki pır içende buJunuyoriardı. Bana §eljmn verdiler, benimle musafaha yaptılar, yakınlaştık ve bir sure sohbet ettikten sonra ara mızda şu konuşma geçti;
-Nereden geldiniz?
-Suphanallah, senin gibi biri bu konuda soru mu sorar?
Bir parça kuru arpa ekmeği vardı, önlerine koydumsa da:
-Maksadunız o değil dediler. Biz onun için gelmedik. Sana bir nca için geldik. Selamımızı Abdullah Yafiı’ye ulaştırasın. Ona müjdeler iletesin, muide sana dıye-stn.
[658] - Onu nereden tanıyorsunuz? Biz onunla buluşup duruyoruz.
-Size bu mu|deyi iletmeye izin verilmiş mıdır?
-Evet, verilmiştir. Yine o diyor ki;
önceleri “fazi ve kemal sebebi olan ılım ekle etmeye mi yöneleyim? Yoksa lyı hal gibi güzel bir meyve veren ve dedikodudan uzak kalmayı sagUjran ibadete mı meyledeyim?* Bu kararsızlık içinde ıstırap çektim. Gece gundûı okuduguaı bu kitabım vardı. Bu kararsızlık içindeyken bir gun sayfdamıı ^evuTnaftifn kç bir yaprakta o ana hiç göremediğim bir şeyi gormuftıim; Orada o ana kadar İnç
kimseden işitmediğim şu birkaç beytin yasiı okluğunu garckan:
• kadjr senolrdus kı, ımh
Jmm TjİI Jİr ditti I^CoıAi mA Unhr dur laubn pim şâtt |q iittis*ttifcei» pic™dbı4mLi7dmııiftır. AllıhoııdttiriDolm.
ŞlHABi DDfN Sl HRE\XRDÎ-İ MaKTLX «K.S.,
AA Um İM Meşşai vr Işrakİenn 6rbc6 anbnıLmai ıp
«ittAı 4m Mp* gerim de ranİB'. Rızılm onun hjkkmij Seme ^
İL Şjtm dm btt gntffLt dışm çAıp bir kopB nimııil Ge*he hr loftte aİBul »tıyorda. Koyunun sahil* br TîBİatteıâ ■! Itt lımtt dmak ■rtrı^ılf ne de Türkmen ^naynfyofd*. ŞnA ttÜtti f Ittimttim *Sttl»mtte alp fdtttrİD. ben onu hoşnut ^<lc™ı*dcaekarir I» Şevi Hazrerien hof vözlerie Tüzkmaaı fprittia lar kifi «aliaşmişlafriı ü Şeyh de aıUbnttitt mm friar Tmâaaem im .ttiittdttt îerrat ederek vttfğmrvc başbdL Nıfcavet OMtttt* mdfâmâtmmmş 'Neervr pin***ı* drftıek çektL Dcriccn ehbfeşttittm
TerittttBtt» dhttie kaiİL Kattây aâmonitt. Torionm korkûL ŞnAtti dtti ••• hmmkmik Ştıi A» jiy lnff|ıı me ^
Bunu ış^ hallenin oğlu başını şryhın ayağma koyarak ona mm,^ ^ lHu ariflerden bin (Ls.) dedi kı
Tahkik ve trvtut ehline göre kifnıl, *Hak Subhânehû ve Teâlâ’m^ ruhani mazharlarda basiret gozuyie muşahade ettiği gibi maddi
haıiania da basarla aynen muşahade eden kışıdır."
M2j Arifler madak manen cemal basiret gözüyle temaşa ederler şekh gazel baştab gözde gördükleri gibi.
Hak Subh^ıehâ ve TeiU’mn cemalinin iki ıtıban vardır:
(t) Mutlak b, *o, o c^ugu bakımından” zab cemalin hakikatidir cemak ^enifiUahta muşahade edebilir.
(2) Mukayyettir. Mukayyet cemal, hissi veya ruhani mazharlarda tenezı^ mtmden hasıl olur. Arif eğer hüsn görürse onu Hak 1un cemali olarak bilr ^ bu güzelli^ maddi mertebelere inmiş Hak cemali olarak bilir. Anf olmayım^ bunun gibi olmaz, arif olmayan şaşbnlık çukurunda kalmamak için gûıılcK^ maınakdır.
Yine dedi b:
> EKl-ı tarikten bazılan vardır b, aşk bahsinde süslü suretler ve mazhariatı^ kayyetürler b, bu yola giren hicaba düşer. Bazı büyükler dediler kı. sonra bılmmemeye, tecelliden sonra hicaba düşmekten Allah’a sığımnz.*
Bu çeşit sâlikte var olan güzele tutkun olma hali güzel olma sıfatına M zahın-hıssı suretlere indirger; bunun ötesine geçmez, sınırh [mukayyet] ve keşfhalı ona elvermiş olsa bile. Eğer söz konusu hissi tutku ve meyil bdhi retten kopacak ve ayrılacak olsa bu sefer de güzel olma vasfına sahip başbkruı te yönelir ve daima gıtme-gelme halinde bulunur. Surete bağlanma ve yoHİu Afiah azze ve ceüe bizi ve sair salih kişileri bunun şerrinden korusun- mabraM fitne, afet ve bedbahtlık kapısını açma sebebi olabilir.
Şeyh Ahmed Gazali, Şeyh Evhadü*d-din Kirmâni ve Şeyh Fahru’ddı ii (bs.) gibi şeyhlerin bazı büyükleri şekli ve hissi mazharlardab cemali mutioü meşgul ohnuşlardır. Bu konuda güzel fibrler ve doğru bir inanç beslemek gdl Bu ıneseledc doğru düşünce herhalde şudur:
Şjyrt bazj büyükler onian ritşitnmşm ptfdui «W rfmfyiMifcr masınlar re durumlannj o^larlj kıyıeliflUMyiır ve tabiatmda kalmajvıJar dtyedır^ •çlerindekmı en dopm AMah Taâtâ
Şeyh Evhadu'dniınm memeeı re bmnn Mtsbahu l’Ervâh adk kıtabm somtııdj |u memken yer akr
[663] *£] furekk hareket ettif^mden gd%e de mecknmı hmwmtef1ulm Go^eddb ebn rajiıgı hakiki elin rariı^tna bagiıdn^. Öyle ler gbi^tmn frrçck kv w%ı yodtfıar Vaıiık ancak mutlak varlıktır. Bilge kışı kâtındâ tek rarkk Hak br Vaekğt AMah la kaim olan gerçek varlık demlidir, ancak adı vardır. NakâşU nakkaşm âioem (âfieme fi) vardır. Aldırma, bu dünyada hiçbir şey yoktur. Gerçeği ktndtm koyimdi anman aracıltgıyia), kendisi duydu, kendisi tecelli etti, donup kendmm seyretti. V'aüahı Ai Uh'tan başka gerçek varlık olarak hiçbir şey yoktur, inan.*
Bunlar da rubaılerindendir:
Ey Evhadu’d-din, gonul hakkında konuşuyorsun, ama gonuJ nerede Bir omur dur yol alıyorsun, ama menzil nerede? Şu vefasız adı dünyada gezınıyoTMin. eüı iki çile çıkardın da elde ettiğin nedir?
Yokluğun söz konusu değil. Allah'la varsın ey ayık kışı, Allahla sarhoş olmak ne güzel. Eğer puta Hak'tır diye bir gun taparsan gerçekten putperestlikten de Aüah'ı bulursun.
Hakikat sırlan soru sormakla [araştırmakla] halloJmadığı gibi haşmet ve maİ el de etmekle de hallolmaz. Elli yıl gözün ve goniun kan dökmedikçe asla 'lud* durumundan *'hal*e geçit bulamazsm.
2^tım sozun ötesinde, tarifin dışındadır, bunlara sığmaz. Zira hayat suyum hıtuf puıaıından gelmektedir. Bir harf sebebiyle *‘Ehad* [sıfiıt olarak “en"] *Evhad" ^yeğine] oldu. Bu sebebi [yani Evhad’dakı vav harfim] at. bak: “Evhad'^ “Ehad*dtr
Kasim TeBRİZÎ (K.S. j
î&once Şeyh S^dreddm ErdebiÜ'ye intisap etmek istemiş, daha sonra Şeyh Sadred-dm Ali Yemeni nin sohbetine erişmiştir. Aynı zamanda Ş^yh Evhachı d-dân JCımnl-nl’nm sohbetinde bulunmuştur. Allah TeâÜ sunm takdis etsin, hleviknk CÂeaâ (ks.) diyor ki:
Bankım kaynağı şu oka gerek; Seyyid Hazretlennde tevhit megebı Hep A sebebe bakardı, itirazda bulunma halini defterinden tamamıyb >İHi| hıp oiduğu cömerdim gereği fütuhattan ve adaklardan ne gelse [664] tddeıt^ carlardı, oek ve heva sahiplerinin maksudu orada hasıl oluyordu ve engj^ bunun ıçm heva ehlinden nice topluluklar orada bir araya gelmişlerdi re onı% filetinden sözler işitmişler, nek ve heva yüzünden onun sözünü ilen gençıbı^ onun nekm ışdha duyduğu şeylere yönelmeye ve hevaya muhalefetten vszggsı başkfigıç kılıp ıbahat vadısme dalmışlar, şeriat ve sünnete aldırmazlık mışlerdi.
Aslında Seyyid Hazretleri ay gibi parlak olup bütün töhmetlerden uzaktı İri md ptr vardı, butım tiat ve dini vazifelerini yerine getirirdi. Arif olup dertakil yank Ondan Seyyıd’in durumunu sorduğumda şöyle cevap verdi:
- Ben iki kere onun hizmetinde bulundum. Bir kere Herat’ta, bu kere Belt Her ikisinde de birkaç gun hizmet ettim. Bana diyordu ki: "Geri don memiektt git btınlann arasında durma, zira bunlann sohbeti sana zarar verir.*
Azizlerden bin buyurmuş ki: Bir zamanlar Seyyid Hazretleri Semerkanîtk JCendısıyie görüşüp konuştum. Konuşması esnasında Sıddık-ı £kber’den[Hıh Bekir] (r.a.) çok nakilde bulunurdu. Sıddık-ı Ekber m adı geçtikçe nkkategdvkt gotienfiden yaşlar dökülürdü. Müntlen derlerdi ki: "Seyyid Hazretlen pmdıAı i Bekir ma kam mdadır.**
■Onun sohbetine enşen değerli kişilerden bazdan, biz onda gördüğümüz cei**
' Her mMi kjltaıgmıda kendun teinka kabıde bulurdum, öyle b, ıb kifiden hm mâm hmm şm yana, dı|en de obur yana çekerdi. Bir tabak uyandığında oyie bir İMİn ıpM pfâtm kı, keudun lukayet butun rtkııtfılardaii kurtulfmış halde buldum.
Tm diM|ler<kr b: Wyyıd Kuıunuıda bu vozu ne zaman ışiuctn rengmın de-pdıktmu ya^ardıtnu forardun. Anlaşılıyordu ki, onun tozu ve halt ken-dbni çek ttirİi—flı Bu yüzden Scyyıd Hazretleri
Prmf ağaçUm bv çatup ▼ardı, başuun altına koydu, Allah difiacecs^ m şorca Attir ymrtpnden rurtılmuşa dondu, dukkinmı d^tü wt bu |nbd
Derler kî, Meviiai Celaieddın Rumi Belh'ten hicret edip Nifabıır a yjpâ» nmda Atîdr'm ânUfiibpDda sohbetine erişimlerdi. Attir Esramâme adb bbbı Meviksi Huredemae venmştL Hz. Mevlini kitabı yanında tutardc Maanlif bi kaCİenn ndriamaanda ooa uyardı. Nitekim şöyle buyurur;
> MevÜsi, Attir Hi arıcının tozu oldu, aşk şerbetini ise Şems'in eimden^t Yine fbyie buyumr:
- Attir fiAtu, Senü ise onun ıJd gözü, biz Senü ve Attir’uı peşmden gdap Tarhtto tmet baiakadcr, manteder, zevk-i selimden nice derin anlamlar Attkı nmıırvi ve gaaeuervıde işlenmiştir. Bu taifeden hiçbiri bu manalan şurde A&vb dır deno de alabilmiş değildir. AHah Teali İşık ve talipleri en güzel şdakir İMİ
Şa mmnUr (mum yüce nefeslerine örnektir:
Efjmzm ârtmli aimrmk pazara çıkan. HaJh hu tdstmla hüyûUdm.
Bu külde fmy beytten fazladır Bazdan onu güzel bir şekilde agklamif vtffii
- Seam cemaakma nuru vucudunda zahir olmuş olan, suret ortusmıe hvrd^ pmzmra şekmaşbr, bm tadr me bu pzh hazînenin yüzüne örtülmüş olan suret di^ mm emer ve maçiarmdan aynhfa ve gaflete düşmüşlerdir. Yahut o kemale efl^
^ Wfü uMtmnk Hx. Hak SubKinchâ ift TekU am
Ohrfmşmârnr.
D^brnr jvr<« Hak Jhrw mutiak
O *B ke syoBİı lifleen keodaıc geidı ve moMİekrack içe ycdey^âl
|öL Bvde ne ^dtriii? Ş«7fa SadM * htr ftyitr töfiûjrordu. Kulak venp ıpce dmkdıf^^
I gostenlm beyit olduğunu anianuftL ^
#t| 12S2 de w6< ettL Kabırien Şıraz'da ohıp meşhur bir nyaıe^lfat»
«71 Şe\h FahrCddİn Irakî (k.s.)
inkl dye neşbsrdur.
İJiak f Lememt sahibi olup Divânı meşhurdur. Hemedan aranndai mkhığıdı Kar’io-t Kerimi ezberleyip hahz olmuştu ve gayet guzd da. flımııı Hemedanhlar onun okuyuşuna âşıktılar. Daha sonra ilim lahde* Derier lou medresedeyken bir gûn kalenderlerden bir cemaat Hanedan^ ââm. Aşk meşrebi gahp olan yaloşıkh bir oğlan vardı, onu görünce om kenderler Hemedan’da kaldıkları sürece Iraki onların yanında kaİdL OnlaH^ dn dan gıttiter, aradan birkaç gûn geçtikten sonra ayn kalmaya ^ ^ arkalanna döştü ve onlara yetişti. Onlarm rengine girdi, yolunu benumcdO^ arkadaş ohıp Hmdbstan a gitti. Mokan'da Şeyh Bahiü'd-din Zekeriya bb t^ıiküi
İVıkr b. Şeyh, Irald yi halvete koydu, çilesinden henüz on gun geçtuftıkü hr v«cd erişti ve bv hal istila etti; bu sırada şu gazeh söyledi:
Sular hm sundular bade de btr cam
Am sâkı gözünden udiler vdm. |
0a heyd yokıek sesle okuyup ağlıyordu. Tekke sahiplen duvunca btımn yoioaa ofkm olduğunu saptadılar. Zira şeyhin usuJune göre halvette vı
meşgul ohmurdiL Bu anlayışa uymadığını görerek mesekdeo- tesettür sundu.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder